19 Mayıs 2010 Çarşamba

kızkıza Cunda






sadece birgünümüzü geçirebilmiştik orda.. üç kız, üç yıl önce. bu yaz tekrar edileceklerin başında geliyor benim için. gitmeyeniniz varsa, takılsın peşimize.

insana hayal kurduruyor, fena halde. ''ben bu taş evlerden birini alacağım, denize karşı atölyem olacak'' eski rum evleri sıraya dizilmiş bekliyorlar çünkü, dar yollarda. önlerinde mutlaka iki-üç kedi. herkesin karnı tok, sırtı pek.
denizden esiyor sürekli. emek anlatmıştı, ada insanlarına ''rüzgarlı'' derlermiş, hep biraz esermiş akıllarına, hafif deli manasında. birde kıyıdaki bar, adı Deli Kedi. daha güzel isim var mı.. papalina tava var sonra, ege mavisine boyanmış tahta sandalyelerde oturduğumuz eski köy kahvesi var. o midye dolmalar nasıl hafifse, yedikçe yiyesin geliyor. birde üstüne dondurma. sonra tepeye doğru yürüyüş, adanın manzarası öyle güzeldi ki, bir de muhteşem bir kilise harabesi hatırlıyorum, tam tepede. biz o yaz orda, gerçekten huzur bulmuştuk.

bu yaz makinelerimiz boynumuzda, şile bezi elbiselerimizin içinde bikinilerimiz, karnımız fena halde doymuş, o tepede olmamızı diliyorum, dahası buna oldukça ihtiyacım var.

2 yorum:

  1. Naaptın sen Eylül, can evimden vurdun beni, ağzım kulaklarımda gözlerim hasretle dolu okudum yazını bir de o fotoğraflar...çok iyi hissettirdi, güzel anıları yeniden canlandırdı...Herşey ne kadar mükemmeldi, üçümüz de ne kadar yakışmıştık oraya, bu yaz gerçek bir nostalji olacak galiba.Bütün ritüelleri gerçekleştirmeden bize rahat yok:)

    YanıtlaSil
  2. rituel list yapalım yola çıkmadan, benim ilk 10 sırayı yemekler alacak gibi yalnız :)
    rehberimiz ve kaşifimiz Emek, yemek arama ve geliştirme kolu Eylül, 'artık biraz dinlenelim,yoruldum' diyen vicdanımız Pelin.. yine yollara o zaman.

    YanıtlaSil