13 Temmuz 2010 Salı

düşünsene


bir sabah gözlerini açıyorsun ve camdan baktığında, eiffel kulesi görünüyor..
ben hep gözlerimi bambaşka bir şehirde açmayı hayal ediyorum. hep gitmek isteyen ama hiç gidemeyen insanlardan olmaktan da çok korkuyorum. ama bu gece uçuk hayaller ve kırık gerçekleri düşünmeden, eiffel kulesi'ne karşı uyanmayı hayal edeceğim sadece.

11 Temmuz 2010 Pazar

size erkekler hakkında bir şey söyleyeyim..



vallahi ne kinaye yapmak, ne laf atmak amacım değildi. resim birden karşıma çıkıverdi. kelimelerle anlatılmayacak bir tanım. dahice.

pazar gününe kalan.

başağrısı. uykusuzluk. votka. klor kokusu. göz sulanması. kocaman pizzalar. artan pizzalar. sevgiliyi pizzayla patlatmak. bahçe. hoş-beş. ''ahahahaha'' diye gülmek. ''huuuuh..'' diye iç çekmek. komik insanlar. ay fazla komik bu insanlar. tek kişilik yatak. aşağı düşmek. hayalden resim çizmek. sen uyurken. beyaz kedi tüyü kaplı taytım. arabalı vapurların şık ve güzel olması. komik komik insanlar. yerinde keyifler. bir süre içki içmeyecek olmak. çimenler. ıslak. sen. güzel.

derken.. hafta bitivermiş.

9 Temmuz 2010 Cuma

aşırı


güzel bir günün sonunda kendinizle kalınca, anlarsınız. ne olduğu önemli değil, kendinizle ilgili sorunu anlarsınız, ortada olan durumu anlarsınız, mutlu olduğunuzu anlarsınız.. aptal değilseniz kendinizle yalnız kalınca, anlarsınız birşeyler..
bu da bugün benim anladığım, bende herşeyi aşırı hale getirme sorunu var. tüm duygular en uçta, tüm tepkiler,haller,hisler aşırı. böyle yüksek bir kontrast sorunum var, griyi çok sevmeme rağmen..

güzel bir gün ise, daha başlangıcından romantik bir müzikal halindeydi. hava da yağmurluydu zaten, daha neydi.. 'stand by me' en sevdiğim romantik klişedir. nadiren dinler, dinledikçe içlenir, içlendikçe gülümserim. aşırı olması gerekiyor ya her keyfin, berkay olsa extravaganzaaa diye bağırırdı. berkay'ı da özledim.

pür dikkat bankın üzerinden meydanı izleyen köpek de güzeldi. ama makinemde netleme sorunu vardı. temmuz böyle serin geçsin, tatlı bitsin.

8 Temmuz 2010 Perşembe

mantra

bilginizi paylaşın. bu ölümsüzlüğe giden yoldur.

istediğinizi alamamanın bazen ne kadar büyük bir şans olduğunu hatırlayın.

başarınızı, ona ulaşmak için nelerden vazgeçtiğinizle yargılayın.

aşka ve yemek pişirmeye, sonuçlarını hiç düşünmeden girişin.

daha pek çok öğreti yer alıyordu, bunları paylaşmak istedim. Nepal'in havasından mıdır suyundan mı bilmem, pek bilge, pek sade doğuyor, sözler de insanlar da. etkilenmeli.

4 Temmuz 2010 Pazar

save me audrey



incelik, nezaket, düşünceli olmak, zerafet, kırılganlık, hoşgörü, gülümseyiş.

çok ihtiyacımız var bunlara. inan bana hayat kurtarır.

adamak üzerine

zaten herkes kendini muhteşem bir şekilde adamış halde.. tüm sorunlar ve tüm çözümler bu ''adamak'' halinden geliyor. kendini adayacak bir konu, insan, zaman, mekan bulamayan boşluğa düştüğünü sanıyor, hayatındaki tuz eksik kalıyor (gibi geliyor). kendini adayacak bir konu, insan, zaman, mekan bulan ise... eğer yanlış bir tercih yaptıysa vay haline, sürünüp duracak, heba olacak vakitleri. doğru tercih yapanı ise, ondan mutlusunu düşünemiyorum. kendini doğru şeye adamak, hayatının anlamını oluşturabilecek kadar iddialı ve değerli bir durum olmalı. ben bilemem henüz, yaşım yetmez bilmeye. tecrübelerim ise, anca gülümsetir.

2 Temmuz 2010 Cuma

meyal




bozuk ve hatalı çekimleri seviyoruz.

flular, şöyle böyleler, iyiler.

1 Temmuz 2010 Perşembe

we all scream for ice cream!

ufak bir tatlı kaşığı ile bir kutu dondurmaya savaş açan kızın dramı...

'he is outside and I'm not' isimli bir şarkı yazdım, resmini de yaptım.

dondurmanın dibine vurmanın yanında filmleri de tehlikeli şekilde karıştırdım. baştan sona izlediğim de oldu, şımarıkça on dakikasına bakıp vazgeçtiğim de.

sabah saat altı şuan, midem hala bulanıyor. o son yirmi kaşığı yemeyecektim.

evde yalnız bırakılınca koltukların içini dışına çıkaran kuduruk köpek yavrularından farkımın olmadığını gördüm, bu aydınlanma pek bir işime yaramadı.

I scream! you scream! we all scream! for ice cream! hadi hep beraber! I scream! you scream! we all scream! for ice cream! roberto benigni çok tuhaf bir adam, zekası öyle yükselmiş ki itici bir hale gelmiş aşırılığı. ama sabahın altısında roberto benigni üzerine daha fazla düşünecek değilim.

metpamid buldum. şerefinize.

30 Haziran 2010 Çarşamba

kedi cenneti

çok üzgünüm.. resimlerine baktım arka arkaya, biraz daha üzdüm kendimi. sahibin dökülmez çünkü, içinden üzülür, içinden özler seni. ben ikimiz için de ağladım. resimlerine baktım, kucağımdaki kedimin kulaklarını kaşıdım ve seni düşündüm.

ne zaman bir kedi ölse, ben kedi cennetini düşünürüm. whiskas ağaçları içinde, süt nehirleri olan, heryerin pofuduk yastıklarla kaplı olduğu, gökyüzünde minik balıkların yüzdüğü kedi cenneti. oraya pek çok kedi yolcu ettim, senin için henüz çok erkendi.. ama kısacık yaşamında çok sevildin tek teselli bu.

bu yazı, üzeri her daim yağlı boya desenli, arka bacaklarını ayıra ayıra yürüyen, hep kudurmaya meyilli, ufak tefek, pembe beyaz, çantama yerleşip uyumasını ve atölyenin camından sokağı izlemesini hiç unutmayacağım, her görenin bayıldığı kedi için olsun.. başka kediler üzerlerine alınmasın..

26 Haziran 2010 Cumartesi

whooper girl



hazır büyümüyorken, karnım da açken..
istiyorum bu elbiseyi.
kızarmış patateslerden de küpe yapacağım.

peter pan laş tır dık lar ımız dan mısın ız

büyümediğimi hissediyorum. bir giriş yazmaya halim bile yok, günlerdir kendi kendime girişi yapıyorum zaten. sanki çevremdeki herkes kendisi için doğru adımları atıyor, herkes hayatı olması gerektiği gibi yaşıyor, bense geriye doğru adım adım gidiyorum.

hep böyleydim ama. büyüme korkusu hep vardı bende, yaşımın gerektirdiği herşeyden de hep itinayla kaçtım. bir yandan da merakla izledim büyüyenleri.

yakın bir arkadaşım hayatını bir insanla paylaşmaya karar verdi. yakın bir arkadaşım yurt dışında okumak,yaşamak istediğini biliyor. yakın bir arkadaşım sevgilisiyle yaşıyor, hayatını kiminle geçireceğini biliyor. yakın bir arkadaşım da onun sevgilisi. yakın bir arkadaşım hangi işte çalışmayacağına karar verdi en azından. yakın bir arkadaşım ağır şartlarda çalışıyor, ilerisine yatırım olarak.

ben.. hiçbirini istemiyorum. hepsi fazla geliyor, iki beden büyük geliyor, dört beden küçük geliyor.

ben bir korkak gibi, yatağımın altında, saklanarak yaşamak istiyorum. tercihen sekiz, en fazla on sekiz kalmak istiyorum.

benden bir halt olmayacağına kalıbını basan aile büyüklerine selam ederim.

24 Haziran 2010 Perşembe

all tomorrow's parties





bir sabah kalksam ve heryer siyah beyaz olsa
ben, patti ve lou aynı evde yaşıyor olsak
edie yan komşumuz olsa, hep bizde kalsa
nico'yu dışlasak
boş southern comfort şişelerinden kule yapsak
gürültülü gitar seslerinden uyuyamasak
uyumayıp yazsak,çizsek,çalsak,boyasak
john ve yoko'yu aşıkken izlesem
ballad of john and yoko'yu çalsam
evde tanımadığım insanlar sürekli dans etse
debbie harry'ye hepimiz bayılsak, o hiç aldırmasa
beyaz tişörtlerimiz leş gibi olsa, yıkamasak
tarih 72'de kalsa, 73 olmasa
bu böyle yıllarca sürse...

23 Haziran 2010 Çarşamba

dear buttercup



sana bir mektup yazdım, o yüzden buradan uzun uzun seslenmeme gerek yok. söylemek istediğim daha pek çok şey olsa da.. bir insan için mutlu olmanın ne demek olduğunu açık açık yaşıyorum şuan, seninle gurur duyuyorum, iyimserliğinle, güven ve cesaret kavramlarınla, paylaşabilme yeteneğinle.

önümde düzgün bir örnek olması da mutlu ediyor. benim fikirlerim ipe sapa gelmez çünkü, iyi anlamda etkilenmem gerek doğru düşünebilmek için.

bu elbiseyi senin için beğendim. bence çok uğraşsak dikeriz biz bunu.

olmalı



öyle bir an gelir ki, o an daha güzel olamaz. o an, ufacık parçalara ayrılır ve her biri kusursuzdur. o an, anlıktır, mükemmelliği uçuculuğundadır.

bu akşam saatlerinde evren karşıma yağmur, kahve, kedi, sevgili ve bülent ortaçgil'i beraber çıkardı. bülent ortaçgil'in kendisi çıkagelmedi elbette, herşey zaten iyiyken çalıverdi radyoda.. hiç bozulmasın diye dile getirmek bile istemedim ama zaten iki dakikalık bir sonsuzluktu, gülümsedim. ''yapma böyle evren, şımartıyorsun'' dedim. ''aramızda lafı mı olur, hem zaten çıkarırım fitil fitil sonra, dert etme'' dedi. ortaçgil sustu, yağmur hızlandı, kedi gerindi, kahvem bitti.

sonra da öptüm. evime geldim.

bu da böyle bir gündü.

20 Haziran 2010 Pazar

wo



kadın arındı.
kadın akıllandı.
kadın adamı aştı, hanımefendiyi, hanımı, bayanı.
kadın, kadın.
boyuyor. konuşuyor. bağırıyor.

ve biz, beş heyecanlı kadın, tüm olan biteni sergilemek üzereyiz.

tuvaller çok mutlu bu aralar.

çok yakında dostlarım..

such a perfect day..

Oh, such a perfect day
You just keep me hanging on

bazen artık kimsenin müzik yapmasına gerek yokmuş gibi geliyor. lou reed ya da patti smith'in sesi tüm odayı kaplamışken. yağmur aniden başladı ve bitti. bakakaldım. daha çok açtım, çok yerim vardı oysa..

18 Haziran 2010 Cuma

düğüm

bu kadar berbat bir gece olabilirdi.. oluyor. bitmiyor da. kesin uykum kaçacak bu gece, berbatlığının keyfini sürmem için.

okuldaki tüm eşyalarımızı topladık, atölyeyi boşalttık bugün. arabayı beklerken parkta, kamber gelip ayaklarımın dibine oturdu. yorgun yorgun onu sevdim, gözüm uzaklara dalmış halde, dökülmüş tüylerine, eğilmiş kulaklarına, artık azıcık açılan gözlerine baktım. kamber, bizim okulun en yaşlı ve müthiş kedisidir. itp'liler cemşit der, sanat yönetimi garfield der, bizim bölüm ise kamber der kendisine. sapsarı, koca kafalı, gürbüz bir kediydi, okula girdiğimiz sene. bugün kulağını kaşıdığım kedi ise... yaşlıydı. yutkundum.

elbette ki hüzün çökecek, hangi terk kolay ki, duygusuz ki.. zor bir günün berbat gecesini yaşıyorum. kimse bana karşı anlayışlı değil, ben de kimseye karşı anlayışlı değilim. lanet, berbat sesli, öfkeli ve sevgisiz bir ergenim şuan. 10 yıl önce neysem oyum. boğazımdaki düğüme bir de fiyonk atıyorum, ardı ardına lanet okurken.

13 Haziran 2010 Pazar

we are the band.


biz hep. biz bazen. biz asla, asla yok.
uyumak için en güzel yeri biliyorum.
bizden daha çok ne mutlu edebilir beni.. sen bile değil.
beyaz new york tişörtlerimizi çerçeveletelim mi?
sen uyurken ben. ben hep, hiç bazen değil. seni. hep ve çok.
kelimeler dökülürken mantık bekleme.
sen mantık, ben his.
we are the band.
elin ve elim. sıcak ve soğuk.
sonic youth gürültüsü ve uyumu.
travis sükuneti ve yumuşaklığı.
moby zekası ve sadeliği.

kafamın içinde hep senin ritmin var.

senin bir ritmin var.

we are the band, man.