21 Ocak 2016 Perşembe

İleri derece hayal kurma-101

 

''Şimdi burası benim evimmiş.'' Pek çok hayalimin açılış cümlesi. Sanırım en çok, sayısız odası olan, sayısız farklı manzaraya bakan bir ev hakkında hayaller kuruyorum. Çoğu zaman Pinterest'te gezdindiğim iç mekan fotoğrafları, aniden bastıran Cunda özlemi, nadiren hissettiğim karlı bir ormanda yaşama isteği, hep ama hep içimde olan denize bakarak uyanacağım bir oda görüntüsü bu hayali şekillendiren imgeler. Odalar hep bembeyaz, ışıkla yıkanan, her köşesi aydınlık ve ferah odalar. Bol çiçekli, kaktüslü, irili ufaklı saksıların olduğu bir sürü köşe var içlerinde. Üstteki fotoğrafta duran, saksılarla dolu masa ise gördüğüm anda gülümsediğim, bayıldığım bir görüntü.

Bir de ben rahat koltuk ve alçak boy sehpalara çok düşkünüm, çok inceliyorum. Aradığımız gibi bir sehpayı üç yıldır bulamadığımızdan, en çok başka evlerin sehpalarına bakıyorum. Üstüne birkaç kitap ve dergi, kupalar, ufak bir vazo sığsın, çok sade olsun, kısa boylu ama enine geniş bir kare olsun...şeklinde sürüp giden bir listemiz var ve en sonunda ölçülerini, ahşabını seçip kafamıza göre yaptıracağız. Şu üstteki ev benimmiş ve o sehpayı da görür görmez almışım mesela. Hazır almışken o arkadaki lambayı da alıyorum, kocaman salon ağacını da. Salonda böyle kocaman bir ağaç altında oturmak ne güzeldir. 

Bu veranda benimmiş şimdi. Ah en sevdiklerimden biri bu hayal. Kalkar kalkmaz bu bahçeye uyanmak, burada kendine gelmek, güne başlamak. Ağustos böceği sesleri, akşamüstü kırlangıç sesleri, dinleyecek ne çok harika ses vardır bu bahçede. Sonra o tombik beyaz köpek, o bahçede onunla yuvarlanmak insandaki bütün tasayı ve kederi alır, çimlere bırakır. O bordo koltuğa kahveni alıp uzanmak, ayaklarını altına toplayıp, üstüne bir şal örtmek, gölgeden köpeğinin çimenlerde bulduğu her ayrıntıya şok olmasını, kulaklarını dikeltip bakmasını izlemek. Bu hayal beni en çok ısıtanlardan biri. Burası benim verandammış ve hepinize benden soğuk bir bira.

 Bu da şimdilik sonuncusu olsun, burası benim evimdeki keyif odalarımdan biri olsun. Arka bahçem nasıl sıcak bir yaz gününe ve çimenlere açılıyorsa, bu oda da karlı bir ormana bakıyor olsun. İçinde tam cam kenarındaki kaloriferin yanına yerleştirdiğim bu yatak ve fotoğrafta gözükmeyen dev kütüphane dışında pek bir şey yok. Kedi Şeker'in en çok vakit geçirdiği odalardan bu, ben de okumak ya da çayımı içerken yağan karı izlemek için genelde bu odaya geliyorum. Şu ağaçların sayısız resmini yapmış olma ihtimalim var, her kitabın bu odada yeni bir anlam kazanmış olma ihtimali var.

Size hayali evimi gezdirmeye devam edeceğim, şimdi şu odalardan birinde çayımı içeyim.

2 yorum:

  1. Aaa tam tersi ben de hep tarif ettiğin gibi o ahşap sehpalardan görüyorum! Düşüncesi çok hoş geldi, dergiler, kitaplar ve bir de vazo ile taçlandırılmış bir sehpa:)
    Veranda çok tatlı. Ne çok büyük, ne çok küçük. Bir yaz akşamı ne de güzel vakit geçirilir orada...
    İzlandaca bir kelime var: Gluggaveður. Anlamı window- weather: Pencereden baktığında güzel ve resmedilesi, gerçekten dışarıya çıkıp içinde oluncaya kadar: sadece pencere ardından tadı çıkartılan hava. Uzun lafın kısası aynen öyle bir yere benziyor sonuncu hayal. Yatağın pencere dibinde olması yattığın yerden güzellikleri izlemek veya arada bir kitap okurken kafanı kaldırıp büyülenmek gibi şeyler için ideal :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bayıldım Zehra bu kelimeye, özellikle kış günlerinde camdan her baktığımda hissettiğim şeye çok yakın, sadece içinde değil de uzağındayken ve güvenli bir yerdeyken güzel buluyorum kış havasını, onu fark ettim. Yani kar yağsın, ben battaniye altında olayım. Yağmur yağsın, ben evimde film izliyor olayım. Çok bencilce biliyorum :) Teşekkür ederim bu güzel kelimeyi ve tanımı bana öğrettiğin için.

      Sil