27 Ocak 2016 Çarşamba

Suyun Üstünde Kalmanın Yolları

  Aralık ayı ne kadar güzelse, Ocak o kadar zor ve sancılı oldu, oluyor ve bitmiyor benim için. ''Nasılsın?'' diye soran dostlarıma cevap yazamayacak kadar halsiz ve bıkkın olduğum günlere geldim. Her insanın kendine göre ''dip ve yüzey'' kavramları, kriterleri olduğuna inanıyorum. Yani  o kadar kişisel ki bu durumlar, benim ''dibe vurmak'' sandığım hayatım, bir başkası için bir hayal gibi güzel, şanslı ve harika görünebilir. Bunu öğrendim ve her halin şükredecek sayısız noktası bulunduğunu da. Şimdi halim oldukça, elimdeki ufak defterime yazıyorum ''dibe vuranlar ve yüzeyi görmeye çalışanlar'' için birkaç şey. Onların içinden de birkaçı buraya, belki benim kadar ihtiyaç duyanlar vardır.

 

1. Fiziksel ya da ruhsal durumun ne kadar kötü olursa olsun, çok daha kötülerini yaşıyor olabileceğini, hatta yaşamış ve atlatmış olduğunu unutma. Vücudumuz da, bütün dertleri yaratan zihnimiz de, sandığımızdan çok daha güçlü. Daha önce eminim ki sayısız kez ''Bu sefer sonuna geldim, hayatım durdu.'' dediğim anlar oldu, sonrasında ise bazen çok çok yavaş, bazen hızlıca toparlandım, hiçbir şey durmadı, tam tersi ayrı bir anlam ve değer kazandı.

2. Kendinden çok daha iyi, güzel ve başarılı durumda olanlara bakıp iç geçirme, daha da kötü hissetme. Bak 3 haftadır ruj sürmeyi, ellerimi nemlendirmeyi, kendimi güzel bulmayı unuttum. En son ne zaman resim sattığımı hatırlamıyorum bile, dahası en son ne boyadığımı da. 3 haftadır sadece 4 kez, 4'ü de doktor ve hastane için dışarı çıktım evden. Yani oluyor, hemen herkesin benden daha güzel, başarılı ve iyi durumda olduğuna inandığım bir an geliyor. Bunun bir yanılsama olduğunu, aslında herkesin en iyi ve en yüksek anlarını bir yerlere kaydettiğini, paylaştığını, kendinin de böyle olduğunu ve tekrar olacağını hatırla.

 

3. Ufak başarılar, ufak hedefler belirle. Geçen hafta Meriç'in ''moral düzeltme'' temalı yazısından kek yapma isteği uyandı içimde, ki yataktan zor doğrulduğum bir anda bu imkansızdı. Bir inat (inat bazen çok yararlıdır) kalktım ve yaptım, o kek biraz kendine güven, biraz normallik, biraz ''hala bir işe yarıyorum'' demekti. Dün doktorumun ''Bu çok bulantı yapar, sakin olmaya çalış'' diyerek verdiği ilacın ilk günüydü ve sanki midemde bir çamaşır makinesi dönüp duruyordu, hala da öyle. ''Bari bulaşıkları yıkayabilsem'' dedim ve o dağ gibi yığın küçüldükçe, bir şeyleri duruladıkça sanki ben biraz daha hayatıma adapte oldum. Bak insan neleri hedef haline getirebiliyor, bir kek, bir bulaşık,  belki bir adet çizim. Hiç ummadığın şeyler çok zor gelebiliyor ama listele işte onları, çok ufak ve değersiz görünseler bile, başardıkça iyi hissedeceksin.

4. Yapmaktan gerçekten keyif aldığın, enerji harcamadan ve sadece iyileşmek için yaptığın ne varsa, yap. Benim için bu film izlemek, hep öyleydi. Bu Ocak ayında en az 15-20 yeni film izlemişimdir, çoğu da harika çıktı şansıma. Özellikçe mutfak ve yemek temalı filmler, elbette mutlu sonla biten hafif romantik komediler, bir de Pixar ve Disney animasyonları beni çok mutlu ediyor, düşünmekten uzaklaştırıyor ve iyi zaman geçirtiyor. Okumak, çizmek, boyamak, bitkilerle ilgilenmek şimdilik rafa kalktı, filmler ise epey öne geldi. Kendine en iyi gelen, çabasız terapileri bul ve kendini onlara bırak.
5. İletişim kurmak, konuşmak, cevap yazmak özellikle diplerdeyken çok zor. Telefonum bir sürü mesajla, geri dönmediğim aramalarla dolu, kimine göre epey umursamaz ve kaba görünüyorum, biliyorum. Ama içinden ve elinden gelmiyorsa, cümle kuramayacak kadar yorgunsan, yapma boşver. Kalıcı ve iyi dostların zaten durumundan haberdardır ve anlayış gösterirler, diğerlerine de durumunu açıklayacak kadar iyi olduğun zaman elbette gelir, hoş görürlerse ne güzel, tepki gösterirlerse yolları açık olsun.

6. Bu da bünyeyi güçlü tutmak için, çok su iç, istemesen bile zorla kendini. Bana kahve yasak ve zaten hiç canım çekmiyor, bol bol yeşil çay içiyorum, o da iyi. Meyvalara, sebzelere, proteine, hatta seni mutlu ediyorsa tatlılara, hamurlara abanmaktan çekinme. Yıkılmış bir kaleyi tekrar inşaa ediyorsan, bol malzeme kullanman lazım.

 


  Benim bildiklerim ve yaptıklarım bu kadar. Elbette hiçbirinin işe yaramadığını düşündüğüm, moralimin çok bozulduğu epey zaman oluyor gün içinde. Günler bir şekilde geçmeye devam ediyor, ruh halim de değişmeye. Kendi kendime sürekli hatırlatıyorum ''Dibin dibi var, yüzeyde kal'' diye. Kimin ihtiyacı varsa, ona da hatırlatıyorum ve umarım daha iyi olursun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder