7 Eylül 2013 Cumartesi

Dalgalar kıran çocuğa

Sana gördüğüm en güzel şey olduğunu söylemeye kalkıştım.
Ağzımı açtım, kapadım. Açtım, bana dönüp baktın.
Sen gülümsedin, ben şaşırdım.
Gördüğüm en güzel şey bu kadar basit olabilir mi? (Gerçi ya bir kedi olacak ya bir insan. bir o kedi, bir bu insan, değişip duracak yani; bak rahatladım karmaşıkmış iyi)
İyi bu oda, iyi. Sen varsın, ben varım, başka da bir şey yok.
Tavana baktım sonra, gökyüzüydü.
Pencereyi açtım, bir bulut girdi içeri.
Kırıtıyor mu bu bulut? Vallahi gülümsüyor gözlerini aç bak.
Sebebini sordum, elim avucunda uyurken seyrediyormuş bizi saatlerdir.
Sen, bulut ve ben uyuduk biraz daha, üçümüz bir bütün uykusu.
Şöyle bir-iki saat uzanmak oldu bir derin dalmak, ayılması zor.

Tam oldum ben sonra. Tastamam oldum.
Eksik-gedik kalmaktan yorulduğum her an için, birazını sonraya saklamak, üşüyünce üzerime bir şal gibi alıp sarılmak için, bir de uzun yola götürürken yolda okumak için,
Biraz daha sokuldum tastamamlığımıza.
Yanaklarıma sürdüm, boynuma, parmaklarım güçsüz kalmış çok; onlara.
İyi geldin.

Dudağım soğuktu yanağın sıcak.
Sonra bir dalganın, dalgakıranına kavuşma sesi.
Isındım.

Uzun yolda ben sana sarılacağım bak ruhun duymayacak, sen olağan bir gündüz vaktinde,
Ben, dalgalar halinde.
Kopuyor.
Rüyanda gördüğün. ''Merdivenlerin tepesinde, basit bir rock'n roll şarkısında.'' Dans eden. Kızım ben.
Sen, dalgakıran. Çocuk.







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder