22 Ekim 2010 Cuma

ilişkiler üzerine dev yazı dizisi



ayda yılda bir yaptığım, ucuz kadın dergisi makalesi tadında bir yazımla karşınızdayım. bu aralar biz kendi aramızda, kadınları, erkekleri, ve onların sıkıcı ilişkilerini çok konuşuyoruz. ben de sizler için saptadığım en vurucu ilişki hatalarını sıraladım. hadi yine iyisiniz.

1. korkmak. sevmekten, sevilmekten, kendini kaptırmaktan, dengesini yitirmekten, dümdüz çizgisinden sapmaktan korkmak. aman gururum, aman karakterim, aman kariyerim derken öyle birşeye dönüşüverirsiniz ki, tanımınız olmaz.

2. önceliklerini şaşırmak. bunu herkes kendi hayatına göre şekillendirir. ya da şekillendiremez, mutsuz olur. çok basit.

3. sahiplenmemek. bu konu özellikle çok ilginç. yakın erkek arkadaşlarım genelde ''sen beni sahiplenmiyorsun'' diyen sevgilileri tarafından terk edildi şimdiye dek. kızlar sahiplenilmek isteyen öksüz yavru kediler gibi mi, yoksa erkekler kız arkadaşlarına yeterince sevildiklerini ve düşünüldüklerini hissettirmekten aciz mi, yoksa ikisi birden mi, hiç bilemiyorum.

4. çok konuşmak. bu kızlar için, en özel durumlarını tüm arkadaşlarıyla paylaşmak olurken, erkek için de sevgilisinden çevresindeki üç kuruşluk insanlara bol bol dert yanmak, onu yüceltmek bir yana yerin dibine sokmak şeklinde gerçekleştiriliyor. tüm kızlar erkek arkadaşları ve çevresi tarafından geyik malzemesi yapılır, malesef. çok düzgün adamlar, tek tük, alınmasın.

5. eskiler. eskilerinizle nasıl baş ediyorsunuz, ne kadar yeninize eskinizi yansıtıyorsunuz bilmiyorum. eski denen olay benim için izi bile kalmamış, lekesi çıkmış bembeyaz bir örtü olduğundan, sorun yaşamıyorum, yaşatmıyorum. ama lekeli örtüler serilmiş pek çok masa var, hiç oturmayın iştahınız kaçmasın.


6. gelecek
... evet bu aralar kızlar arasında çok sık konuştuğumuz bir konu. erkek bir ilişkiye 10 ay, 2 yıl, 5 yıl gibi limitler koyuyor, kız hiçbirşey koymuyor, sürdüğü kadar diyor. bu durum iki tarafı da memnun etmiyor, doğal olarak. en iyisi hiç başlamamak sanırım. zaten çocukluğumdan beri ilişki denen şeyin büyük bir saçmalık olduğunu savunurum.

7. kapılmak.
aldatmak demiyorum bakın, kapılmak diyorum. elinizde güzel birşey var. ve birgün başka bir güzel şey geçiyor önünüzden, ihtimaller her zaman eldeki gerçekten daha çekici olduğundan, kapılıyorsunuz. eldeki güzel gerçeği paramparça ederek. yenisinin harika olacağını düşünerek. sonra ne mi oluyor, ne yenisinden hayır geliyor, ne paramparça ettiğiniz güzellik bir araya getiriliyor. bu da bir başka saçmalık işte.

8. gülümsetmemek. ne kadının, ne adamın, karşısındakini mutlu etmesi hiç zor değil. halim yok, vaktim yok, param yok, hepsi palavra. bir başkasının hayatına orayı güzelleştirmek için girmiyorsan, azıcık çaba göstermek senden çok şey götürecekse, hiç oyalama ve oyalanma. bu da çok basit.


size en popüler hataları sıraladım. ilişki bitiren değilse de, yıpratan durumları. ben bu kadar uzun bir yazıyı sonuna kadar okumazdım. eğer siz okuduysanız bu konular sizin de kafanızı kurcalıyor demektir. kurcalamasın. ilişki çok karışık gözüken ama çok basit olan birşey. şöyle ki, birini seviyorsun ve yukarıdakilerin tümünü görmezden geliyorsun. sonra sevgin geçiyor, yukarıdakiler birer, ikişer belirmeye başlıyor. sonra da hepsi önemsiz olunca, gidiyorsun.
aslında sadece bunu yazabilirmişim özet olarak.

2 yorum:

  1. Lülü öncelikle şunu söyleyerek başlıyim, objektif ol biraz lan. Tamam sana öyleleri denk gelmiş olabilir ama her seferinde de aynı zıkkımlar aynı cinsiyette diye bir şey yok.

    Ayrıca, her ilişkide beklentilerin farklı olması konusu bana sorarsan çok doğal ve de normal. Bir ömürlük deyimi babanem zamanında kalma. Herhangi bir zorundalık yok kimsenin hayatında. Önceden de dediğim gibi acı verene kadar devam ediyoruz herşeye. 9. yanlışta budur. Acı çektiğini görmezden geliriz. Acıtır, kırar , yıpratır ve de gereksiz bir arabesk durumuna sokar insanı.

    İlişki uzmanı yazılarına devam et Hitch görünümlü Susan. (Nonniş (L) )

    Saygılar, öptüm lan işte.

    YanıtlaSil
  2. ilişki uzmanı olmaya en uzak kişi olduğum halde, utanmadan iddia ediyorum ya bir de böyle bazen, ah ben...
    söylediklerine, dokuzuncu hataya katılıyorum, çok iyi tanıyorum o hatayı.
    birgün herşeyi, kadınları, erkekleri anlamış olmayı diliyorum. ama büyük ihtimal ya bir manastırda rahibe olacağım ya da cinsiyetsiz tuhaf bir varlık.
    saygılar ve öperim.

    YanıtlaSil