18 Aralık 2009 Cuma

under the bridge


lütfen depresif kelimelerim kendiliğinden silinsin. güzel bir sabah yaşıyorum çünkü, çok yağmurlu, uykulu, sevgili. sevgi-li. artık pek hüzün kalmadı buralarda, yerine yorgun bir kabulleniş geldi.

asla yeterince sevilmeyeceğim. çünkü bir yanım eksik. bunu kabullendiğim andan sonra, beklentilerim ürktü ve geri çekildi. sevgilim adına mutluyum. o öyle güzel ki dostlarım, kaç tane resmini yapsam ve kaç tane komik şarkı yazsam yetmeyecek anlatmaya, bildiğim halde elim durmuyor. dün onunla şans eseri olan şeyler ve tesadüfler üzerine konuşurken, fark ettim, kendisi ne harika bir tesadüftü. ama söylemedim, iç çektim. aramızdaki paralellik ben söylemesem de var.

sabah sabah gerçek bir dost yolluyor en sevdiğim şarkılardan birini. ve o an anthony'nin los angeles sokaklarında şarkı söyleyerek gezinmesini hatırlıyorum. ''take me to the place I love'' zaten sevdiğin yerdesin, aslında seviyorsun da ortalama hayatını. kusursuz olduğu zaman ne yaparsın düşünemiyorsun bile. böyle iyi. ama öyle değilmiş gibi yapmak nasıl da keyiflendiriyor, hep fazlasını isteyeceksin. birşey hep eksik kalacak . çünkü biz böylesini severiz.

3 yorum:

  1. beni çözmüşsün, aynen buyuz biz, harikasın!

    YanıtlaSil
  2. high fidelity ve muhteşem diyalogları.

    emek! biraz daha doğal söylemen gerekiyodu bunu. ''ne harikasın'' yada ''cidden harikasın'' falan.. ne bileyim. bi dahakine.

    YanıtlaSil