1. Rap, R&B ve oryantal müzikler
Evet, özellikle sonuncu pek alakasız oldu. Ama daha okumayı bilmediğim yaşlarda ''Ben dansöz olacağım!'' diyen biri için pek tuhaf değil, olmamalı. Yakınlarımın pek iyi bildiği üzre, ben oynamayı fena halde severim ve şu kapı gıcırtısında kalkıp göbek atan tiplerdenim, ayıp mı! Mesela şuan arka fonda Shakira çalıyor ve ben hava el verdiğince kalkıp iki kıvırıp oturuyorum, elimde değil. (Ay yazarken bile utandım, ben niye böyle oldum anne?) R&B de başka düşkünlüğüm, ezbere bildiğim ve dans ettiğim epey bir rap ve r&b şarkısı vardır, MTV kuşağıyız, doğal karşılamak lazım.

2. Kebap, çöp şiş, lahmacun
Eyvahlar olsun, bu yazıyı yazarken Arap bir alter ego çıkıyor içimden, yüzleşmesi zor olacak. Evet efendim, görenleri şaşırtacak kadar fazla kebap ve lahmacun yeme kapasitem var. Eğer bana bir kebapçı önerirlerse, moralim bozuksa, hatta ortada pek bir sebep de yoksa ben klasik olarak bir urfa kebap, bir lahmacun, yarım çöp şiş (ah canım, çok kibar) götürürüm, kabarık pide içine tulum peynir, çiğ köfte ve acılı ezmeden bahsetmeye gerek bile duymuyorum. Yani bana sevdiğim yemekleri sorsalar ''Hmm İtalyan mutfağına düşkünümdür.'' derim ama ''Kebapçıda mı spagetti yiyorsun, hadi ordan!'' deseler, susarım. Bir demli çay daha alabilir miyim?
3. Simli makyajlar, kokoş giyisiler
Bu sempati de ''Ben dansöz olacağım!'' günlerime kadar dayanıyor. Malesef 20 yaşından sonra hep sade ve dümdüz giyindim, giyiniyorum. Çok içimden gelse de takı takamam, oje süremem, azıcık süslensem bir türlü rahat edemem, yapana da bayılırım ama. Pinterest'im ve bilgisayarım parlak kıyafetlerle, fosforlu göz makyajlarıyla, simli-payetli bluzların fotoğraflarıyla dolu. Evde yalnızken özenip boyanmaktan ve en fazla da metalik gri oje sürmekten öteye gidemedim henüz. Bu sene bu gizli kokoş yönümü alışverişe çıkarıp özgür bırakacağım!

4. Hafif, romantik, saçma filmler
Arkadaş çevremde pek ağır, sanatsal, nitelikli filmler konuşulmasa aslında hiç utanmayacağım bu keyfimden. Hatta göğsümü gere gere ''Bilmediğim romantik komedi yok!'' diye haykıracağım ama çok hor görülüyor bu güzelim filmler, ben de hep yalnızken izliyorum. Hani şu Julia Roberts, Meg Ryan, Sandra Bullock gibi tatlı kadınların oynadığı, romantik bocalamaların, güzel dekorasyonların, mutlu sonların vazgeçilmez olduğu filmler. Eğer bir kez ciddi bir film izliyorsam, en az dört tane böyle rahat filmler izliyorum, pek iyi geliyor.

5. Çöp çatanlık
Bunun da sürekli yaptığım ve keyif aldığım bir şey olduğuyla yeni yeni yüzleşiyorum. Çevremdeki insanları kafamda eşleştirmek, bilinçaltlarında olan hisleri bulup çıkarmak, iki insanı bir araya getirmek sürekli yaptığım bir şey, çok iyi etmediğimin de farkındayım ama istemsizce oluyor. Geçen ayki girişimim çok iyi sonuçlandığı ve iki başka ortamdan arkadaşım birlikte ve çok mutlu oldukları için, itiraf etme cesareti buldum sanırım. Kavgalı çiftleri barıştırmak ve insanları bir araya getirmek sevdiğim bir şey, bazen kötü sonuçlar verdiği ya da büyük stres yarattığını da kabul ederek. Bazen yanımda ''Sırası değil, bu iş olmaz, karışma'' diyen birileri de oluyor çok şükür.

Oh, içimi döktüm, günah çıkardım ve rahatladım. Şimdi sıra sizinkileri öğrenmeye geldi, Mim başlasın hadi! ''Ben bunu nasıl izliyorum?'' dediğiniz şovlar, filmler, çok acaip müzikler, ''Aman kimse görmesin beni böyle'' dediğiniz aktiviteleriniz ve huylarınız var mıdır? Zor soru oldu ama yazması pek eğlenceli. Ben Meriç'ten Özge'den Zehra'dan ve Merve'den başladım sormaya, hadi şunu elden ele bir gezdirelim.












































