18 Haziran 2016 Cumartesi

Bodrum'da bir sanat kampı

Zorla yazıyorum, yazmadan önce kendimi yazmaya ikna etmem 2-3 gün sürüyor hala. Yaşayıp gitmesi daha kolay ve keyifli geliyor, kayıt almak ise manasızlaşmaya başladı (Umarım böyle kalmaz.) Fakat uzun aralıklar vererek de olsa, blog tutuyor olma amacıma sadık kalıp, ileride dönüp okumak üzere kendimi-hayatımı-resim yolculuğumu-beklentilerimi ve böyle bir dolu süreci
kaydetmeye devam.


Epey çekinerek ve zorla gittiğim sanat kampından, Bodrum'dan döndüm. Ben sanatla uğraşmanın sadece sosyal gereklerini sevmiyorum, tek içime sinmeyen gereği bu. Olabildiği kadar (kendi atölyemiz ve galeri de dahil) açılışlarda bulunmamaya çalışırım, görmek istediğim sergilere de en sakin ve boş zamanlarında giderim. İşte sanat kampları bu durumda beni en zorlayan, kara kara düşündüren etkinlikler oluyor. Birkaç ressamın aynı odada konaklaması, en fazla 6 günde büyük bir tabloyu bitirme telaşı, çalışacağın atölyenin şartlarını belirleyememek ve her şeye ayak uydurmak büyük sıkıntılar benim için. Yine de çıkıntılık yapmadım, biraz da kapasitemi zorlama ve disipline girme amacıyla, en yakınlarım olan atölye insanlarımla gittik 20 kişi, 5 günde bir koca resmi bitirdik, döndük. İyi geldi, pek çok yönden. Etkinlik ilginizi çekerse, Art Suites'in Yalıkavak'ta düzenlediği 20. Workshop idi bu, facebook ve instagram sayfalarında katılımcılar ve etkinlik fotoğrafları oluyor.


İlk gün, kabaca konan formlar, düşünmeden attığım fazla parlak bir turuncu astarın 5 gün boyunca vereceği zorluğu kabullenme, bir türlü rahatça çalışacak nemsiz-sineksiz-gölge bir köşe bulamama sıkıntısıyla geçti. Bunaldıkça gidip denize atlayabilmek ise muhteşem bir lüks, ''Keşke atölyemizin önünde deniz olsa da arada yüzsek'' diye hayaller kurdurdu bize. 

Sonra ayrıntılar, dikenler, incirler eklenmeye başladı. En rahat çalışabildiğim vakitler havanın serinlediği, Bodrum'da üşümenin keyfini yaşadığımız gece vakitleriydi. Bütün iş konsantre olabilmekte, bir kez daha anladım. Elbette ki anlamış olmam, dikkatimin sürekli dağılmasını engelleyemedi. 



Dikkat dağınıklığı demişken; karşımızdaki otelin sahibinin köpeği ve 8 adet muhteşem-göbekli-neşeli yavrusundan ve hemen ayağımızın dibindeki güzeller güzeli denizden bahsetmek isterim size. İnsan en sevdiği işi bile yapmak istemiyor bu etkenler yanıbaşında olunca. Tatil ne muhteşem şey, ne büyük ihtiyaç. Bir yandan da büyük motivasyon, ''Bir an evvel resmini bitir ki, köpekleri sevmeye gidelim.''

Son gün sergimizi açtık, 5 günde biten işlerimizi astık ve bunun verdiği büyük rahatlık, hafif güven çok ama çok güzeldi. Biraz daha vaktim olsaydı, kendi resimlerime ayırdığım 1-2 aylık vakit kadar olmasa da, bir haftam daha olsaydı, daha içime sinerek vedalaşırdım resmimle. Olsun bakalım, tecrübe, tecrübedir, vardır bir gerekliliği. Etkinliğin Fotoğraf albümü de burada bulunsun, ressam arkadaşlarımın ve hocalarımın işleri de pek görülesi, sevilesi. 



Ve son sabah, bütün grup içimiz eriyerek, şu harika suya bakarak, ''Uçağı kaçırmak pahasına son bir kez girsek mi?'' diye düşünerek geçti. Yalıkavak genellikle hep çok rüzgarlı, denizi hep çok dalgalı olduğu için, son sabahki bu güzellik biraz burukluk yarattı elbette. Değişmez bir tatil ironisi olarak, son günün denizi hep muhteşemdir ya, arkamızdan su döküp ''Tez vakitte tekrar gelin'' der gibi. Peki madem, biz denizi dinleriz. 

4 yorum:

  1. O turuncunun, o kaktüslerin, o tombik yavruların ve doğanın güzelliği <3
    İyi ki gitmişsin Eylül!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah o turuncu ya, inan fotoğrafta durduğu kadar hoş değildi, çok süründürdü beni :) Doğa, köpekler, kediler ise tam bizlik, hep muhteşemdiler, sonuç olarak ben de ''iyi ki gitmişim.'' dedim Meriiiç! <3

      Sil
  2. Eylül ben bayıldım her detaya ya. Sen ne güzel dokunuyorsun tuvale... Sonra hayatlara... İnsanlara ve hayvanlara...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merve, ne zaman boşa kürek çektiğimi hissetsem, ''Ben ne yapıyorum?'' desem, senden gelen bir yorumu okuyorum, nasıl da güç veriyorsun, anlıyorsun ve iyi geliyorsun anlatamam. Sana da hep böyle iyi gelsinler, güzel gelsinler. Sarıldım çokça.

      Sil