23 Nisan 2016 Cumartesi

Cunda niyetine Balat turu

  Bu sabah uyandığımda, Instagram'da Özge'nin Cunda'dan güzel bir fotoğrafını gördüm. Haftalardır süren hasretim, geceleri rüyamda yaptığım ziyaretler ve sosyal medya hesaplarımdan takip ettim Cunda sayfaları birleşti, beni bir şeyler yazmaya ve eski fotoğraflara bakmaya sürükledi. ''Bugün Cunda'da uyansam, neler yapardım?'' temalı bir yazıya giriştim, hatta demin silmeseydim yarılamıştım da yazıyı. Fakat annemin ''Hadi kalk, Balat'a gidelim, fotoğraf çekelim!'' demesiyle, benim yazı başka zamana kaldı, Cunda fotoğraflarının yerini dün Balat'ta çektiklerimiz aldı. Tuhaf  bir şekilde de, Balat'ın ara sokaklarında ilerledikçe, kendimi Ayvalık'ın pazar yolunda, Şeytan Kahvesi'nin çevresindeki dar, sarmaşıklı sokaklarında hissettim fena halde. Sanki bu şehir bir anda oraya taşındı, biz anne-kız ufak ekibimizle yine o sevdiğimiz yollara daldık.

 Leblebiciler Sokağından giriş yaptık Balat gezimize. Sokağın daha en başındaki bu ufak resim dükkanının vitrininde gördüğüm linolyum baskılara bayıldım. Okulda ders olarak alırken de çok severdim linolyum baskıyı, pek çok farklı tesadüfle, pek çok değişik resim ortaya çıkarmak mümkün. Sağ alt köşedeki turunculu astronotu gözüme kestirmiştim ki, dükkanın kapalı olduğunu fark ettim, bir dahaki sefere madem.



  Anne-kız fotoğraf turlarımızda benim iki alışkanlığım vardır, birincisi ayna bulduğum vakit ikimizin fotoğrafını çekmek, ikincisi benim güzel fotoğrafçım bir kapıyı, pencereyi (artık hangisi cezbetmişse onu) fotoğraflarken, onu çekmek. İkinci karede tam o esnada beni fark edip gülüyor, bilmem size daha önce söz ettim mi, ben anneme biraz düşkünümdür.

 

Ve elbette kediler, komik ve şapşal, sevgi dolu, bazen yabani, her biri eşsiz güzel kediler bize eşlik eder hep. Bu ikili, kahve duraklarımızın ilkinde karşımıza çıkıverdiler, Coffee Department'ta. Kahvesi övüldüğü kadar, hatta çok daha güzeldi. Uzun zamandır dışarıda içtiğim en güzel, yoğun ama hafif kahveydi, keşke hangi markayı kullandıklarını sormayı akıl etseydim. Oturması da çok keyifli bir mekan, hemen karşısında iki güzel kahve evi daha var, o sokak yine bir Ayvalık, hatta bir Cunda keyfi yaşattı bana. Balat'ta kahve molası için Coffee Department'ın Iced-Latte'sini çok rahat tavsiye ederim. Bu komik kediler de yanında eşantiyon.

 

 Ben Balat'a en son 6 yıl önce gitmiştim, etrafta bu kadar özenli ve hoş kafeler, bakımdan geçmiş ve güzelce boyanmış binalar yoktu. Epey salaş ve eski bir semt olarak hatırladığımdan, dün büyük şaşkınlık ve keyifle gezdim. Rahatça oturup keyif yapılacak en az 7-8 cafe ve restaurant görmüş olmalıyız ki, 3 tanesini deneme imkanımız oldu gün içinde, diğerleri bir dahaki sefere kaldı. Özellikle şu sağdaki, kapısında ''We're open'' yazan, ferforje demirli sandalyeleri olanı keşke dönmek üzere iken görmeseydik, aklımız kaldı. Hem sakinliği, hem fiyatların nispeten normalliği ve yerlisinin güleryüzlü kibarlığı, ''Millet Karaköy'e doluşmaya devam etsin, buralar böyle kalsın.'' dedirtti bize.

Annem güzel bir kapı, pencere, dekor görünce ''Önüne geç bakalım, şurada dur.'' demeyi,

Ben de parlak renkler ve kuvvetli bir ışık-gölge görünce ''Hadi şimdi senin sıran, şöyle dur.'' demeyi ihmal etmem. Bu karşılıklı portreleşmeler, gezilerin en sevdiğim yanlarından.


Hobbit House diye, çok sevimli, daracık ve uzun, her yerinden rengarenk ıvır zıvırlar ve çiçekler taşan bir bina gördük. Ne olduğunu anlamaya çalıştık, sonra içeriden ufak bir grup çıkıp bir çocuğun doğumgününü kutladılar sokakta, o sırada annem bu kareyi çekti. Biraz hippi, çokça hümanist gözüken bu insanların eski kitap, giyisi topladığını ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığını öğrendim sonra. Bir de tüm sokağa hayvanlar için mama ve su koymuşlardı. İnsana iyi geliyor böyle şeylere rastlamak. Bir dahaki sefere onlara götüreceğim çok şey var.

 
İşte en beğendiğimiz binalardan biri, şu balkonda sokağı izleyerek kahve içmeyi, alt katındakinin dükkanımız olmasını, çarşıya buradan hemencecik inivermeyi hayal ettik ayaküstü. Fotoğraflar yine annemin objektifinden, ben içeride plakları, antika tabak çanakları, eski çantaları ve en güzeli eski oyuncakları karıştırıyordum o sırada. Çok keyifli bir dükkan burası, aynı sokakta ''Naftalin''isminde bir de cafe var, rengarenk, orası da ayrı güzeldi. 

Bu da benim hatunun en sevdiğim ev fotoğraflarından biri ve bu kısa Balat özetinin son karesi olsun. Binaların çoğu bakımlı, yıkıntı halde olanlar bile içlerinden fışkıran ağaçlarla ve otlarla güzel, insanları çok kibar ve candan eski İstanbul insanları, cafeleri saatlerce oturmalık ve keyif yapmalık, fotoğraf çekmeyi sevenler için en harika semtlerden birisi Balat. Hatta gördüğümüz 3 insandan birinin boynunda gayet profesyonel bir makine olması da bunun kanıtıydı. Ben çok özlediğim Ayvalık gibi gezdim, bir dahaki sefere daha çok özlediğim eski,nezih İstanbul semti olarak gezeceğim. 

6 yorum:

  1. annen ne kadar güzel bir kadın Eylül.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sağolasın. Ona da ileteyim, utanıp gülümsesin, iyice güzelleşsin :) Sarıldık sana <3

      Sil
  2. Eylüül yazının girişinden sonra gerçekten fotoğrafların bazılarında ben de Cunda'yı görür gibi oldum. Ben de Balat'a hiç gitmedim, ama gitmem gerekiyor gib görünüyor :) Annenle ilişkinize bayıldım, sizin de yaş farkınız az sanırım, annen çok genç görünüyor (bizde 20 yaş fark var sadece ve çok seviyorum arkadaş gibi olmayı). Güzel gezmeleriniz olsun, fotoğrafları da çok sevdim ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çoook gecikmiş bir cevap oldu, özür diliyorum. Cidden bir benzerlik var, Cunda'nın Marmara versiyonu gibi :) Annemle aramızda 30 yaş var aslında, ama onun enerjisinden ve karakterinden kaynaklı bir arkadaşlık ilişkimiz var yıllardır, sizinki ise cidden abla-kardeş ilişkisiymiş neredeyse, harika bir şans bu!! :)

      Sil
  3. Balat ve Hobbit House bir daha İstanbul'a gelirsem gitmeliyim dediğim yerlerdi. Ne hoş kareler Eylül bayıldım. Ayrıca annene hayranlarda +1 lütfen :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merveee, çok geç cevap yazabildim, özür dilerim. İstanbul'da görülesi azıcık yerden biri oldu Balat benim için, senin de çok keyif ve huzur bulacağına eminim. Anneme bu mesajları iletiyorum, bir kikirdiyor, bir hoşuma gidiyor, sarıldık sana kocaman! <3

      Sil