13 Haziran 2015 Cumartesi

Frida Sancıları

Üç gün, üç serum, dört iğne. Fazla uzun ve kafa sallayacak kadar gürültülü bir MR çekimi. Ömrümden üç yıl götüren bir muayne (hala her saniyesini kafamda tekrar yaşayıp, oturduğum yerde büzülüyorum.) Şuan sağ kolumda, üç gündür parçam haline gelmiş anahtarın verdiği rahatsızlıkla, kolumu özgürce eğip bükmenin rahatlığını arıyorum. Çok fazla serum yiyecek hastaların kolunu tekrar tekrar delmemek için, giriş yapılan anahtarı üstünde bıraktıklarını bilmiyordum. Sağ kolumun bir kapı olduğunu düşünmek bana biraz keyif verdi ve bunun hakkında birkaç sayfa zırvaladım.

İnsanların neden hastane odalarından ya da serumlu kollarından fotoğraf koyduklarını anlamazdım, mal mal bakardım. İki gün önce ağlamam yeni durmuşken ve annem tatlı tatlı kolumu severken, aniden anladım. Şefkat istiyorlar. O kadar basit ve anlaşılabilir ki. O an ulaşabilecekleri herkese ulaşmak, iyi şeyler söylenmesini ve dilenmesini sağlamak, kendilerini sevginin güvenliğine almak istiyorlar. Hemen bir fotoğraf çektim, Evrim'e ve Emek'e yolladım, tam da canlarıma yakışan tepkiler aldım ve bana sarılmış kadar oldular. Dahasını istemedim, başka da zırlamadım.

Ne zaman kadın doğum, regl, jinekoloji, karın ağrısı gibi tamamen kadınlara özgü ve çok hassas dertlerim olsa, aklımda Frida'nın resimleri belirir. Bir derdi ve acıyı bu kadar gerçek ve iyi anlatmasına tekrar tekrar şaşırırım. Benim gayet olağan bir muayne, sonrasında beklemediğim bir sonuç (Doktorun deyimiyle ''Bu bizim hiç sevmediğimiz bir şey'') ve hafif sancılı bir tedavi sürecinde yaşadıklarımın, çok ama çok fazlasını yaşamış, üstelik de ömrü boyunca yaşamış bir kadın, ikinci ismi ''Sancı'' olsa, gayet makul olacak bir kadın. İnsana acılarında ve korkularında hiç yalnız olmadığını hissettiriyor.

Şimdi sonuçları bekliyorum, biraz korkuyorum. Canım çok tatlı olduğu için ve doktorun hiç sevmediği şey, doktorun nefret ettiği bir şey çıkarsa, ne tepki vereceğimi bilmediğim için. Geçen gün sildiğim kısımda da buna yakın korkular vardı, hep en kötüsünü beklediğimi anlatıyordum. Bu durum kafamın içindeki ufacık isteklerle ve meraklarla yüzleşmemi sağladı, her şey yoluna girdiğinde onlarla yüzleşmek ve belki de artık inkar etmemek için buraya not ediyorum.

Her şey yoluna girsin, sağ kolumu rahatça ve düşünmeden hareket ettirmek ne kadar değerli, sancısız ve acı içinde buruşmadığım bir yarım saat bile ne kadar değerli. Sıradan, keyifli bir yaz günü, dertsiz ve kaygısız, kansız ve serumsuz, aşık ve hafif, yanımda Şeker'in uyuduğu, çok ama çok değerli.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder