1 Mart 2015 Pazar

Bu altıncı, bizimki.

Bu seneki 26 Şubat, geceden pişirdiğim iki tepsi cupcake, fonda Ella Fitzgerald'ın huzurlu ve nostaljik sesi, gece lambasının aydınlattığı loş ışıktaki salonumuzda, elele, dizdize geçti. Bana, yersiz bozulan moralime, belleğimin sürekli düştüğü (ve düşürdüğü) derin melankoliye rağmen. Bu ülkenin artık tahammül edemediğim, her yerime sinen acı verici, bitmeyen durumlarına rağmen.

Sevgililer gününde ''I tolerate you.'' diye bir görselle karşılaşıp hayran kalmıştım gerçekliğine. Öyle işte, zor zamanlar, tolore ediliyorum, tolore ettiğim pek çok şey de var, şanslıyız, biliyorum. Bozulmasından o kadar çok korkuyorum ki, kendim bozuyorum, kumdan bir kale gibi her şey. 

Koltukta ellerimiz yapışık otururken, dönüp uzun uzun yüzüne, çok sevdiğim profiline, alnına, burnuna, çenesine baktım, izledim O'nu. En halsiz anında bile kalbim hızlı çarpıyor, renkleniyor, buna bir kez daha şaşırdım ve sevindim. Seni çok seviyorum dalga kıran, şeker yanak, Evrim. Şimdi pencerenin önünde, puslu gökyüzünü izliyorum ve kendi kendime ismini mırıldanıyorum, ismin öyle güzel tınlıyor ki. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder