24 Şubat 2015 Salı

Ormanda.





Avucumun içinde her zaman bir pençe vardı, zaman zaman iri ve keskin, zaman zaman ufak ve yumuşak. 

Elimden tutup yürüyen bu değişken hayvan(lar)a dönüp bakmıyordum, yalnız olmadığımı bilmek yetiyordu. (ki dışarıdan bakan göz için yapayalnızdım oysa ve daha acıklısı mırıldanıyordum.)

Güvendeyim. Tek elim sıcak. (dışarıdan dokunan bir el için buz gibi ya, olsun, ben onu sıcak biliyorum, bir büyük pençeyle, ya da tüylü ve ufak.)

Bunlar böyle durumlar işte, hissetmesi ne kadar kolay ve eşsiz ise, dışarıya açması o kadar zor ve tereddütlü. Bir tilkiyle başa baş koşmayan bilmez mesela, (ben de koşmadım, ama dışarıdan)

Bir çatal boynuzlu yüce geyik, her insandan iyi koruyan ve kollayan
Bir büyük boz ayı, bir kız çocuğunun hiç acı çekmemesi için orada. 

Güvendeyiz. Öyle bir orman burası, bütün kadınlarımız ve çocuklarımız güvendedir artık. (Dışarıdan ve içeriden, hayvanların kilitlediği, anahtarsız, sessiz ve içgüdüsel. Gece ve gündüz. Öyle bir orman işte.) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder