4 Mayıs 2014 Pazar

My huckleberry friend...

   Tiffany'de Kahvaltı'yı ilk izlediğim yaşı ve hemen akabinde gerçekleşen Audrey Hepburn'e tutulmayı hangi yıl yaşadığımı hatırlamıyorum. Ama o günden sonra düzenli ve sık aralıklarla, bir kez bile sıkılmadan izledim bu filmi, daha doğrusu yaşadım. Her seferinde başka bir hissi keşfettiğiniz, ne kadar büyüdüğünüzü hesapladığınız film/kitap/müzik nasıl en sevdiğiniz oluyorsa, Tiffany'de Kahvaltı da öyle en sevdiğim film oldu. Kalabalık mekan çekimlerini, özellikle de 60'ların ev partilerini birebir yansıtan sahnelerini ayrı severim (ki hepsi mükemmel kargaşa yönetmeni Blake Edwards'ın ustalıklı ellerinden çıkma, çok neşeli ayrıntılarla doludur) New York'un caddelerinde, elinde kahve ya da sigarasıyla, ayağında babetleri ve üzerinde çok şık trençkotuyla Audrey Hepburn'ün sahnelerini izlemeyi ayrı severim. Bu filmden sonra Audrey'nin pek çok portresini yaptım, onun güzelliğine olan hayranlığım bitmek bilmedi çünkü. Hala da bilgisayarımdaki sinema klasöründen en sevdiğim hallerine bakarım canım çektikçe.


  Bugün yine içimden geldi, ilk seferki huzurum ve hayranlığımla izledim bu filmi. Tam da Audrey Hepburn'ün doğumgününde. Yine içim güzelliği ve zerafetiyle doldu. Bilemiyorum ki kahverengi, biçimsiz bir kazakla bile onun kadar şık görünmek, incecik bir yüzde böyle kalın kontürlü kaşların bu kadar kusursuz bir güzellik yaratması mümkün müdür? Filmin en sevdiğim sahnesini birkaç kez başa aldım. Audrey'nin pencere pervazına oturduğu, ağır ağır gitarını tıngırdatıp ''Moonriver''ı söylediği o güzel sahneyi. Henry Mancini'nin muhteşem bestesini Audrey seslendirdiği zaman, ben sakince hayal kuruyorum, bu şarkıda dans etmeyi, hemen hemen hiç dans etmeyen bir çocukla, içimizden geldiği gibi, kimseler görmüyormuş gibi. Israrlarımı kıramayıp çok tatlı bir şekilde, Beyoğlu'nda bir terasta ilk dans edişimizde olduğu gibi. O çocuk benim ''huckleberry friend''im, bu şarkı ikimizin şarkısı. Audrey Hepburn'ün doğumgünü şerefine bir kez daha dinleyelim o zaman,

http://www.youtube.com/watch?v=ZZHTT-6JNws

Two drifters, off to see the world
There’s such a lot of world to see
We’re after that same rainbow’s end, waitin’ ’round the bend
My huckleberry friend, moon river, and me

4 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Diğer yayınlarında güzel yazıya hakimsin belli. Daha önce de görmüştüm sanki sayfanı, çok tanıdık geliyor.

      Sil
    2. Yazmak ve cizmek isim, cok severek yapiyorum yillardir. Begenmene sevindim :)

      Sil