24 Haziran 2012 Pazar

ola da bilir di



  20-25 yaşlarında genç bir kadın. sosyal hayatı falan çok aşırı değil, haftada en fazla iki gece çıkıyor. o yüzden birkaç ay önce karar vermiş, para biriktirmeye. iki ayda 600 lira kadar biriktirmiş. o da bir şey. hiç yoktan iyi.

  sonra dün, akşamüstü uyanmış. hava çok sıcak olduğu için, gündüzleri aralıklarla uyuyor. öğlen, öğleden sonra, akşamüstü, bölük pörçük uykular. akşam 8 gibi, hazırlanmış, kısa bir şort, uzun bir atlet, hiç takı yok, güneş gözlüğü de yok elbette, makyaj olarak da kopkoyu çekilmiş siyah göz kalemi. pembe allık.

  evden çıkıp taksiye binmiş. bakırköy'den. emirgan'a gidelim demiş. müzik çalarının kulaklığını takmış, arka koltuğa güzelce yayılmış ve camı da açmış. yüze çarpan serin rüzgar. hole, garbage, pj harvey, alanis morisette'in eski, gürültülü, güzel şarkıları. güzel kadınların güzel sesleri. havayı içine çekerken, yine kafasında görüntüler oluşuyor, kadın şuan sahnede, o şarkıları söyleyen kendisi, mikrofona bağırıyor, gitarı muhteşem sololar atıyor ve konser çok kalabalık. gözlerini açıyor, sahil yolu ve denizin üzerindeki gemilerin oluşturduğu yakınlarda bir şehir var yanılsaması. belki gözleri kapalı kalsa daha iyi. sonra ani frenler, kornalardaki istikrarsız yükselmeler. karaköy biraz sorunlu. ama sorun değil. gece çok güzel ve serin. biraz daha ritm gerektiği için moloko, air, charlotte gainsbourg, beck, the xx.. her şarkıda şehir uyum sağlıyor müziğe. taksicinin görüp görebileceği en mutlu müşteri bu kadın. ne müziğine karışıyor, ne yolu saçma bir şekilde uzatmasına, ne hızlı kullanmasına. hatta hepsi daha iyi, daha istediği gibi, kendi atmosferini yaratması için, arka koltukta. 60 lira verip iniyor arabadan. emirganda, denizin önünde şöyle bir iki dakika dikiliyor, sonra yolun kenarından başka bir taksiye biniyor. rumeli hisarına lütfen. ve sonra. oraya kadar, patti smith. yol boyu. helpless'ı söylerken patti, kadının huzurdan gözleri dolmuş olabilir. ya da yüzüne çarpan havanın güzelliğinden belki. orası net değil. sonra. lütfen yeşilköy'e diyor yeni taksiciye. emin misiniz çok yazar? eminim, lütfen olabildiği kadar yolu uzatarak gidelim. yeşilköy, çocukluk. en eski çocukluk. ilk çocukluk. oraya varana kadar, badly drawn boy. biraz daha charlotte. hatta biraz eski anı, biraz no doubt'ın ska punk zamanları. ama hayır offspringg' hiç girilmeyecek, o fazla eskiye fazla derinden bir dönüş olurdu. ve yeşilköy'de, her yer o kadar değişmiş ki. okuldan kaçıp gelinen çarşıda yeni açılan lüks yerler, cafeler. balıkçı hala duruyor ama. eski birkaç ev de, iki katlı, bahçe içinde. yeşilköyde yeni bir taksiye binmeden önce, parkta oturuyor 10 dakika kadar. sonra yeni bir taksiye binip, sarıyer'e lütfen diyor, ve evet, fazla yazacağını biliyorum.

  kadın o gece 600 lira harcıyor sabaha kadar. içkiye, yemeğe, sinemaya, konsere, arkadaşlarla ve sevgiliyle harcamıyor ama ilk defa, bir cumartesi gecesi. sadece yollara harcıyor. her köşesine istanbul'un. sırf yolda olmak, serin hava ve takside olmanın hissettirdiği rahatlık için. kendi tuhaf zevki için. sabahın erken bir saatinde, beşiktaştan biniyor taksiye, bakırköye diyor.

evin kapısını açarken çok yorgun, çok mutlu, başka bir gündüz uykusuna hazır.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder