18 Haziran 2012 Pazartesi

ihtiyaçlar

bu sabah Fransa'ya gitti. söz verdiğim üzre hiç drama queen'lik yapmadım. efendi gibi sarıldım, öptüm, yolcu ettim. biliyorum ki ona çok iyi gelecek, hem iş yaşamı için, hem hafif bir tatilimsi olacak. Cannes dediği zaman aklıma ilk gelen şey hep Brigitte Bardot. ve onun Cannes sahillerindeki şuh fotoğrafları. zaten bulabilirse, o dönemlerden kalma kartpostallar istedim. belki arkalarına bir şeyler de yazar, çerçeveye koyarım, yeni odamın bir duvarını açık mavi ya da pastel yeşiline boyayım, önüne beyaz ahşap bir raf yaptırıp, bir sürü çerçeve dizmek istiyorum, hepsi de siyah beyaz fotoğraflar. Brigitte Bardot, Patti Smith, John Lennon, Virginia Woolf, Modigliani, uzaklardaki sevdiklerim, güzel yüzler, dört bir yandan bana gülümseyen yüzler.

yeni bir odaya ne kadar çok ihtiyacım var. ''Kendime ait bir oda''ya. ve bu sefer bomboş.

ihtiyaçlardan biri de denize bakmak. tatil yapmak değil, bir tatili hak edecek bir tempoya ve strese girmedim çünkü. sadece uzaktan denizi izlemek ve insansız bir yerde, bir gün geçirmek. bu yeterli.

ve bir de üzeri kremalı, karamel soslu, starbucks frape'si. günde üç öğün buna ihtiyacım var. günde bir kez tüketmek yetmiyor. bikinileri ve plajı düşünmemeye çalışıyorum, her önüme gelen yiyecek ve içeceği tüketirken.

ve bir de, sinsi gülümsemeli, kinayeli sözler eden, rahatsızlık verici erkekleri sevmiyorum. kötü bir kalbi olduğunu açıkça görmüş olduğum, kendimi arındırdığım kimseyi, tekrar, yeniden görmeyi sevmiyorum aslında. sevdiğim mekanlardan vazgeçmek çok kolay geliyor, kötü bir kalple karşılaşmaktansa. isteyen herkes kazanabilir, isteyen herkes her şeyin sahibi olabilir. benim artık tek istediğim, kendime ait bir oda. ah bir de kremalı, buzlu bir kahve.

2 yorum: