16 Haziran 2012 Cumartesi
Playground Love
arabada gidiyoruz, akşam. 10 dakika önce doldurduğu Air cd'si çalıyor. Talisman'ın ağır ve huzurlu ritmleri. bir süre sonra çok ve boş konuştuğumu fark ediyorum. ''an'' o kadar sakin çünkü. ve o direksiyondayken ben ne kadar huzurlu, ne kadar her yere gidebilir haldeyim. dış hatlara geliyoruz sonra. Kopenhag, Barcelona, New York reklamlarını görüyorum, ışıkları, tabelaları ve bavulları. dış hatlar kapısına 31 ocakta gelmiştim en son. bugün orda olmak, birisini beklemek, pek çok başka düşünceyi beraberinde getirdi.
pazartesi tekrar gideceğim oraya, bu sefer onu yolcu etmek için. Fransa'ya. umarım Fransızları sevmeye devam ederim. çünkü sevmeye bu sene başlamıştım.
giden yakınlarımın arkasından el sallamayı seviyorum. severek yapıyorum yolcu etmeyi.
ama böyle günlerde içten içe, yolcu edildiğim günleri hayal ediyorum. mutlaka yeni bir hayat kurmaya doğru gidiyor olmam şart değil, hatta hiç gerekli değil. kapıdan geçmek, uçağa binmek ve uzağa gitmek, kafamdakilerden, evimden, alışkanlıklarımdan uzağa.
sen ve ben araba yolculuklarında o kadar iyiyiz ki, uçak yolculukları için hayal kuracak cesareti buluyorum. Rodos'a vizeler kalkmış. Prag'ı hep görmek istedim. Dubrovnik ne kadar tatlı burdan bakınca.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

sakın londra'ya gelme tamam mı.
YanıtlaSilahahah ne kadar da iyi biliyordum bunu yazacağını. hatta bunu yazman için Londra'yı eklemedim >:)
YanıtlaSilönce bir yakın mesafe deneyimi yaşayalım, bakalım başarabiliyor muyuz, sonra elbette ki sonbaharda yanındayım..