24 Mayıs 2012 Perşembe

Ne yapman gerektiği

  Sanata sığınmak zorundayız. Bu yaşımda, gördüklerimden, duyduklarımdan sonra, elimde kalan az sayıdaki gerçekten ve inanıştan biri bu. Adorno, Benjamin ve Lukacs'ın tartışmalarını hatırlıyorum, okuduğumuz, özet çıkardığımız, anlattığımız ne varsa, günün tuhaf bir saatinde aklıma geliyor hepsi. Sanat artık modernizm içinde bir ghetto, bir kurtarılmış bölge, belli bir kitle için, içinde var olabileceği tek kütle.

Kitleler ve kütleler üzerine de bir şeyler yazdım sonra. tekrar okuduğumda bana bile o kadar soyut geldi ki, şimdi buraya temize çekemiyorum. Onlar karışık, soyut ve kirli kalacaklar, ki bu da kitlenin doğasına uygun.

Sanata sığınmak zorundayız. içinde bulunduğunuz çevreden, toplumdan, şehirden, ülkeden ve dünyadan delirerek, bir ateş topuna dönüşerek ve yıldız patlamaları yaşayarak kaçmak istediğinizde, yaratacağınız ve içinde gerçekten bir yere ait hissedeceğiniz tek gerçek bu. hissedeceğim de diyebilirim. hissettiğim de.

Kendisini ifade etmeye yeltenmeyen bir insan olmayın. yanlış ifade etmek bile bundan iyidir, çünkü bir araç kullanmışsınızdır, doğru ya da yanlış, uygun ya da değil, bir araç, ifade için. cümle, renk, ses, nota, figür, fırça, öfke, drama, eylem, gürültü, görsel, işitsel, zihinsel. her şey olur, hepsi olur. ifade yollarını arayan ve bilen az insanız, sanat bir sığınma alanı ve varlığın anlam arayışı, günlük yaşamın sunduğu buluntu hislerle dinmeye müsait değil.

Günün ilerleyen saatlerinde biraz daha karmaşık ve anlamsız olanlarını defterime yazacağım. daha sonra Adorno ile tartışmak üzere..

1 yorum: