13 Ağustos 2010 Cuma

I am a golden god ulan!!!

heh en sonunda oldu.. tatildi, tatilden dönüştü, halledilecek yığınla işti derken.. motor yandı bende. saçım yanık kokuyor. maşayı fazla bastırdığımdan da değil.

bir de sinire bağlı hapşırık başladı bende bir süredir. işler çığrından çıkınca ardı ardına hapşırmaya başlıyorum. yok gerçekten bana göre değil bu sinir, bünyem kaldırmıyor. bünyamin. bünyas. öf tamam.

en son derin dondurucunun kapağını açtım, karşısına geçtim. bir 10 dakika kadar durdum öyle ''çok üşüyorum.. çok soğuk..'' diyerek. kendi kendimi ters psikoloji ile aslında içinde olmak istediğim duruma inandırmaya çalıştım. çalışmalarım devam ediyor. bir de aniden ensemden içeri buz atıyorum. şaşırtıveriyorum kendimi, ''aay dondum manyak!'' diyorum, türlü şakalarla eğleniyorum sıcaklarda.. tavsiye etmem.

yaptığımız en mantıklı işlerden biri değil ama, aylar önce bodrum'daki sergimiz için uçak biletlerimizi aldık. sergiyi de kapsayan üç haftalık bir tatil planıyla beraber. ucuz ucuz, oh mis gibi. sonra 12 eylül'ü de kapsadığını fark ettik bu programımızın. biz de bir endişe, bir öfke. bugün uçak biletlerimizi öne almaya çalıştım tüm gün, beceremedim. ben de iptal ettim ve otobüs bileti almaya karar verdim sonunda 11 eylül için. üç adet HAYIR'ımız pek zahmetli oldu, olsun.

bu yaz çok acaip geçiyor benim için. bir hafta istanbuldayım, bir hafta tatildeyim. üstelik tüm tatillerim de zorunlu olarak, bir bahane ile gerçekleşiyor. şimdi sırada şeker yanak için olan tatil var. içimden çok güzel şeyler geçiyor, istanbuldan uzaklaştıkça gerçek olacaklar.

öte yandan, almost famous'ı izledim bugün yine. her sahnesi ayrı güzel, Zoey Deschanel'in ufak bir yan rolde olduğunu da unutmuşum. izlemeyeniniz kaldıysa izlesin, yollarda geçen filmlere bayılanlar tekrar bir izlesin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder