28 Mart 2010 Pazar

sunday morning

beni bu havalar mahfetti.. ya da mahfetmesine çok az kaldı. sevdicek ve eş dostla geçirilmesi gereken mükemmellikte bir haftasonunda, bitirilmesi gereken üç proje ve bir vize olunca, kısa bir an çelişki yaşadım. bu kısa çelişki havada uçuşan boya kalemleri ve kağıtların arasında çantama ne bulduysam tıkıştırıp evden çıkmamla son buldu. öyle bir hava ki, öyle bir zaman dilimi ki. tek yapmak istediğimiz arabayla uzun uzun gitmek, fonda radyo eksen çalarken ve mutlaka içimizden biri uyurken. biz de öyle yaptık, gittik de gittik.

gidişlerin tek kötü yanı dönüşlerdir.

ve şimdi pazar öğleden sonra eve dönmüş, içimdeki tüm gün uyuma isteğiyle savaşarak pelin'i bekliyorum. kendisine tüm haftasonu hiçbirşey yapmadığımı söylediğimde, kedim halıya pislediği zaman yediğinin benzeri bir tokat yiyeceğim sanırım. ama sonra tüm gece çalışıp herşeyi toparlayacağız. buna inancım tam.

umarım hava tam şuan bozar, yağmur başlar. pazartesi sabahı yine aynı mükemmellikte olmak üzere.

2 yorum:

  1. bir de beni düşün burda hava hep günlük güneşlik ve ben her gün okula gitmiycem diye ağlıyorum gittğimde de son derse girmeden çıkıyorum.
    ya da havalara aldanıp ince giyinip hasta oluyorum :)

    YanıtlaSil
  2. Tahmininin aksine, Pelin o tokadı atmamıştı, ama o akşam kedin yine halıya pislemişti, hatırladın mı? :)

    YanıtlaSil