
Zaman her şeyin ilacı. Her halin. Bu sene olanlara hiç gerek yoktu ama stresler ve sıkıntılar ardı ardına olmaya devam etti (streslerin ve sıkıntıların ortak özelliği, gelince ardı ardına gelmeleridir) Ben en sonunda tekrar tedavi olması gereken anksiyetem, ilk kez yaşamaya başladığım agora fobim ve yer yer koyulaşan depresyonum ile kalakaldım. Bunları 11 yıldır sürekli yaşamak beni kendimin uzmanı yaptı artık. Ne zaman bastıklarını ve neler yaparak kalktıklarını biliyorum, elimden geldiği kadar iyi ediyorum ruhumu. Birileri gelip bozuyor, ben yine iyi ediyorum. İyi olmaya gerçekten inanıyor olmalıyım.
Geçen doğumgünümde Elif altın yaldızlı bir defter hediye etti. Önce ona yazarak dökülmeye başladım. Her gün minnet duyduğunuz en ufak şeyin bile listesini yapmayı öneriyordu güvendiğim bir doktor, bunu 3 hafta boyunca yapınca psikolojide hatta beynin yapısında ciddi gelişimler not edilmiş. Bunu o defterde yapmaya başladım, en miniğinden en kocamanına o gün içimi minnetle dolduran her şeyi yazıyorum, iyi geliyor.


Buraya yazmak aklımda hep evirip çevirdiğim, son zamanlarda ise sabırsızlıkla beklediğim bir gelişimdi, en sonunda hazırım. Hatta sağanak gibi döküleceğim ne çok şeyim var, hepsine sıra gelmeli. Annemle Roma'ya, Floransa'ya gittik, en güzel hayalim gerçek oldu, bunu uzunca yazmalıyım, kızımın neşesini, gördüklerimin kusursuzluğunu kaydetmeliyim.
Çok özlediğim blog dostlarım var, neler yaptıklarını, benim gibi kopup kopmadıklarını, satırlarını merak ediyorum. Yavaş yavaş onları da ziyaret edeceğim.
Kendimle ilgili yaptığım en iyi şey her zaman yazmak, belgelemek ve kaydetmek oldu. Buna ihtiyacım var. Bunu özledim. Eylül ayı geldi ve beni kendime getirmekle başladı güzelliklerine. Temiz rüzgarlar ve bir fincan çay ile...












































