12 Şubat 2016 Cuma

Yattığım yerden

  Günün saatleri ile beraber içimden geçenlerin rengi de sürekli değişiyor, tıpkı sol kolumdan 6 kez kan alınan yerin rengi gibi. İki gün önce kopkoyu bir mor, sonra bordo, şimdi çok güzel bir yeşil-leylak. Açıp açıp kolumu izliyorum, güzel bir mavi ve sonunda solgun ten rengimi görmek için. Hem Tiroid hem de Şeker başlangıcı tanısı konunca, böyle bir durum oluyor işte. En zor sabahlarımızdan biri geçiyor annemle, ''Beni kan tutar, fena olurum'' demekten vazgeçiyorum, 2 saat içinde 7 kez kan verince. Bir de şu 'anahtar' denen mereti ilk kez takacak olan, panik bir hemşireye denk gelmez miyim? Bir de onun korkusu ve benim korkum birleşip ortaya şenlik gibi bir Tarantino sahnesi çıkmaz mı? Gerisi biraz boğuk ve silik bende, en son kolonyalı bir pamuğu burnuma tutmuş, hemşirenin odasında uzanıyordum. İşte bugünler böyle geçiyor, tahlil üstüne tahlil, büyük bir yorgunluk, arada basıveren umutsuzluklar, ''ben neden böyle oldum''lar, giderek yalnıznaşmalar, içerilere kaçmalar.
 En kötü günlerimden birinde, sevgilim hiçbir şeyi dinlemedi. ''Yorgunum, başım çok dönüyor, gözüm kararıyor'' hiç umrunda olmadı. Beni aldı, resimlerimi çerçeveletmeye götürdü, iki baş dönmesi arasında, resimlerime paspartu ve çerçeve seçtik. Birkaç gün sonra bir sergi olacak, katılmaya karar verdiğimde ortada bu kadar sağlık sorunu yoktu, vazgeçmeyi çok istedimse de kimseye dinletemedim. Şimdi çerçeveden gelecek resimlerle, en tuhaf ve özel sergilerimden birine katılacağım haftabaşı. Orada nasıl ayakta duracağımı da bilmiyorum, ama sırf dört resmi çerçeveye vermek için beni alıp götüren, getiren bir çocuk var, hayal kırıklığına uğratmak istemediğim.
 İçimi fazla döktüm, ama iyileştiğim zaman bu karanlık günleri hatırlamak ve yaptığım işe, sevdiklerime dört elle sarılmak istiyorum, ah çok istiyorum. Yattığım yerden hiç durmadan çiziyorum ve boyuyorum, umarım bu güzel bir şeyin hazırlığıdır.

  O arada sevdiğim kadının, annemin, canımın doğumgünü geldi geçti. İyi durumdayken bir gün içinde yapacağım resmi, otura kalka iki haftada yaptım ona, o yüzden belki, ikimiz de başka sevdik bu portresini. Tuttuğum bütün dileklerin içinde ismi geçen kadın, sen en mutlu ol, gerisi gelir.

2 yorum:

  1. Nasıl güzel bir portre Eylül bayıldım önce onu söyleyim. Önüne geçti tüm duygularımın çünkü. Ben de bir süredir troid ve şeker başlangıcı ile hayatımı sürdürmekteyim. O tanı konulan süreyi falan hatırlıyorum hala içim daralır. Seni çok iyi anlıyorum. O kan alma merasiminde iyi birine denk gelmiştim Allah'tan, senin için üzüldüm ama yeterince karmaşık hissettiğin anda bir de panik bir hemşire. İyi olmamış... Ama neşelen diye demiyorum sadece cidden o kadar tü kaka hastalıklar değiller. Nasıl başa çıkabileceğine dair dilersen konuşalım. Huylarını öğrenirsen hiç bişi yapmazlar sana :)) Sergi nasıl geçti? Henüz gerçekleşmedi mi yoksa? Meraktayım. Onunla da ilgili bir kaç satır bekliyorum. Kendine iyi bak. Her şey çok güzel olacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugün Endokrin doktorumdan çıkıp, epey yorgun ve şaşkın halde eve gelmişken yorumunu okudum Merve, ilaç gibi geldi sözlerin. Tiroid'den çok Şeker başlangıcı konusunda zorlancağım sanırım, beslenme düzenimi toparlamak epey uğraştıracak ama yapılmayacak şey değil elbette, başa çıkamadığım yerde mutlaka sana danışırım, bunu bilmek bile çok rahatlatıcı, iyi ki varsın. Sergi çok güzeldi, birazdan yazacağım onu ayrıca. Haklısın sen, her şey çok güzel olacak, sarıldım! :)

      Sil