17 Temmuz 2013 Çarşamba

üstelik kediye dokunamadım bile

dizimde yaylı bir dizlik var. çünkü ben bir sersemim. şöyle ki sokakta gördüğüm, özellikle kimsenin sevmeyeceği, çok muhteşem görünmeyen kedileri mıncıklamam gerekiyor. o sırada onlara aslında çok güzel göründüklerini, kendilerini olur olmaz riske atmamalarını, köşe başlarında gördüğüm mama olan yerleri falan da anlatıyorum güzelce. fakat cumartesi beşiktaş'ta gördüğüm kedi çok korkak çıktı. dedim ki aşırı yavaş eğileyim, o kadar yavaş eğileyim ki, birden bire kedinin yanında biteyim, mıncıklanmanın nereden geldiğini şaşırsın, oradan gıdıyı falan kaşırız ooh sabahlar olmasın bir keyif alemine dalarız.

ben ağır çekim yere eğilirken, iki yıldır duymadığım, dizimden gelen o ''krakt!!'' sesi. benden çıkan bir ''anam oy allah!'' sesi. kedinin üzerine paldır küldür inişim ve son karede arkasına bakmadan, küfürler ederek kaçan tekir kedinin görüntüsü.

sonra lise 1'den beri böyle çeşitli zamanlarda vuku bulan enayiliklerimde yaptığım gibi, kilitlenen dizimi, ovuşturarak açtım, güzelce eleştirildim. beşiktaş'ta aksayarak yürüdüm (eleştirilmeye devam ederek). akşam da buzlarla, Rheumon spreyle, kas gevşeticilerle devam ettim. (eleştirilmek çok güzel, gelsene)

şimdi bir türlü yağmurun yağamadığı bu gündüz vakitlerinde, kendi kendime ''haftaya bu saatlerde deniz kenarındayım, haftaya bu saatlerde mojito'ları götürüyorum, kral mezarlarını geziyorum, terk edilmiş manastırlarda eskiz çiziyorum'' diyerek hayallere koşuyorum. temmuz her zamanki kadar ağır, sıkıcı, tatminsiz. temmuz hep kıvranan bir ay. geçemiyor, kalamıyor da. ben dizimin altında bir yastıkla, çatık kaşlarla ekrana bakarak geçiriyorum temmuz'u.

göcek, fethiye, saklıkent rotamızda. hiç bu kadar kalabalık tatile çıkmamıştık, meraklar ve hevesler içindeyim. üstelik hiç olmadığım kadar asosyal bir haldeyim iki aydır, hep yalnız kalmaya ve sessizliğe ihtiyaç duyuyorum. üç kişi bile olsak, kafa dinlemek için içerilere kaçıyorum. umarım insanların keyfini kaçırmam. umarım çok güzel kediler ve köpekler görürüm.


''-Şeker dolaptan bir soğuk su versene, kalkmayayım annem.
-Hiiiç kusura bakma, kalk kendin al. sevmeseydin elin boklu tekirini.''

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder