15 Eylül 2012 Cumartesi

started laughing histerically

   ilk duyduğum andan itibaren, koridorun ucunda, basit bir rock'n roll şarkısında dans eden adamı düşünüyorum. arkası dönük, silüeti hayal meyal, siyah beyaz bir görüntü. bir gündüzdüşüne daha çok benziyor, bir anıdan ziyade. ve ben onu yer seviyesinden, bir kedinin gözlerinden izliyor gibiyim bazen, eğer o an bir rüyadaysak. ki sık sık rüyamda dört ayak üzerinde, hızla, mutlulukla koştuğumu da görürüm, hangi hayvan olduğumu bilmeden, kedi olduğumu umarak. uçtuğumu hiç görmem. uçmayı hayal de etmem.

  ona en yakın hissettiğim an (kendime de en yakın hissettiğim an) 10 m2'lik atölyemizde, herkes dışardayken, horses'ı son ses açıp dans ettiğim anlardı. danstan çok bir deşarj olma ritüeliydi aslında, olabildiği kadar çok gürültü ve hareket istiyordum. ve patti, cidden ortalığı inletiyordu. sanırım insanın kendisine ait bir alanı olmasının en güzel tarafı, istediği an, istediği kadar dans edebilecek olması. kendime ait bir alan istemek için daha mantıklı bir sebebim yok şuan.


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder