13 Eylül 2012 Perşembe

Arya ile bir başka gün



  bugün anladım ki gerçek bir prensesle karşı karşıyayız. evin içinde anne babasına ağlayan, huzursuzlanan minik çilek hanım, arabaya bindiği ve sosyal ortama girdiği anda uslu, hanım hanım, sessiz bir bebeğe dönüşüyor. önce anne'nin dişçi muaynesi sırasında, sonrasında da ıhlamur kasrı'nda seni hayranlıkla izledim yine. ara sıra gözlerini kocaman açıp, uzun uzun baktın, ben de sana baktım, yine o hiç bilmediğim kadar huzurlu his geldi içime yerleşti. ellerine baktım sonra, gördüğüm en ufak ellerdi, ama o ufak eller için olabilecek en uzun parmaklardı. o parmaklarla piyano tuşlarına, gitar tellerine, resim fırçalarına, tozlu büyük tarih kitaplarına dokunabilirsin. bir sürü kediye ve köpeğe de, yapraklara ve çimenlere de. ''her yerin olasılıklarla dolu olması''nın ne demek olduğunu tekrar tekrar keşfediyorum.

  annen daha önce görmediğim kadar parlak, mutlu, ışıltılı. sana bakarken içinin erimesini, en ufak sesinde yüzünde güllerin açmasını izliyorum. baban şimdiden gurur duyuyor yapacaklarınla, tüm ağlamaların o seni kucağına alınca geçiyor, ipek gibi bir uykuya dalıyorsun.

  bugün mozart ve nuri iyem'le tanıştın. mozart seni uzun uzun düşündürdü, kaşlarını hafifçe çatıp uzaklara daldın ve müzik alanında yapacaklarını düşündün sanıyorum. nuri iyem ise, önüne geçtiğin anda derin derin uyumana sebep oldu, sanırım batı resmi biraz daha fazla ilgini çekecek, ya da belki renklerini çok sevmedin, ama mavinin uyku getirdiğini herkes bilir.




  seninle ilgili her şey çok heyecan verici ve hayranlık uyandırıcı, çilek prenses.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder