21 Eylül 2010 Salı

geç(me)miş zaman

iki yıldır sürekli gittiğim, gittiğimiz cafe'deydim bugün. artık bizim taraftan kimse pek gitmese de, ben hala çok bağlıyım. zaten insanlardan çok mekanlara bağlandığımdan, iz bırakan yerlerden kopmam zor oluyor. elimde kahve kupası, sokağı izlerken yine tek tek geldi hatıralar.

-ocak'ta birgün, masada oturanlara ''ben burda çalışmak istiyorum'' deyip, ertesi hafta işe başlamam, kendi evimde hiç yapmadığım ne kadar iş varsa hepsini yapmam, ilk tiramisu ve mercimek köftesi denemelerim.

-ocak sonları, bir oyun turnuvası sırasında, kalabalıktan kaçıp kafamı dinlemek için kapının önüne çıkmam. sonra okuldan bir çocuğun da peşimden dışarı gelmesi. yerdeki kedinin yanına oturmamız, o kedinin bizi tanıştırması. o'nun utangaçlığı ve kibarlığı, benim acele acele tüm hayatımı anlatıp dökmem. kedinin keyifle mırlaması. o kedi şimdi hernerdeyse, kendisine bir kez daha teşekkür ederim.

-mart'ta birgün, ''o gelecek'' diye, hiç olmadığım kadar heyecanlı halde tiramisu yapmam, elimin ayağıma karışması, kremanın topaklanması, keki ıslatmayı unutmam. o'nun yediği zaman gülümsemesi ve ''çok güzel olmuş'' demesi.

-her sabah, henüz kimseler yokken, en sevdiğim masaya oturup, kahvemi içerken, karşıda görünen kiralık çatı katına bakıp ''burayı atölye yapsam'' diye başlayan düşüncelerim. kapıdan giren ilk müşteri ile düşüncelerimin sağlıklı şekilde dağılması.

birçok ilk ve başlangıç için, gönülden bağlı olduğum cafe'de uzun uzun düşündüm bugün. bir yanımın sıkıca bağlı olduğu azıcık yer ve azıcık insan olmasa, sanırım yeni yerler ve yeni yüzler arasında kaybolurdum. yeni sahipleri, cafe için çıkardıkları broşürleri gösterdi bana, üstünde benim resmim, içerde de hepimizin resimleri var, en az bir yıllık. mutlu ve hüzünlü döndüm evime, en sevdiğim gibi.

1 yorum:

  1. Güler yüzünü taşıyan o kedili broşürdeki gibi başlangıcınız da ne güzel olmuş. Dilerim tüm zamanlarınız öyle güzel geçer.
    Bir de evde ilk tiramisunu ve ilk mercimek köfteni yapsan..aah ah :))

    YanıtlaSil