19 Eylül 2010 Pazar

not a queen indeed

bana hayatın bir film olmadığını söylüyorsun. bir filmin sahnelerini, repliklerini, karakterlerini beklemememi. gerçekçi ol diyorsun, olur olmaz herşey için gözyaşlarına boğulma. mantıklı ol.

o kadar haklısın ki.

kendi sınırların içinde ama. benim sınırlarım içinde değil.

seni kaybedecek olma ihtimali beni ağlatır. uyurken gözlerinin incecik birer çizgi olması beni ağlatır. elim senin avucundayken oluşan mükemmel şekil beni ağlatır. sen, ben ve kedin koltukta miskince çizgi film izlerkenki halimiz bile, beni ağlatır. çoğu senden gizli olur, tişörtünün omuz kısmı ıslanır, saçlarından süzülür, elimin tersiyle havaya karışır, fark etmezsin bile.

sen bunu dramatik bulurken, ben hayatımı sürdürmemi sağlayan o tuhaf, kimyasal maddeyi alıyorum bu hallerden. besleniyorum. acıyor bazen evet, ama onu da ben yapıyorum.

ve inan bana, bu delilikler olmasa, hayat bir ineğin bile yemeye tenezzül etmeyeceği, cılız, sıradan bir ottan farksız olurdu.

1 yorum: