İçim şükranla ve minnetle dolu. Şeker'imin böbrek değerleri bir aylık özel beslenmenin sonucunda düzeldi. Annem bizim şifacımız, iyiliğimiz ve huzurumuz. Önce beni, sonra Şeker'i iyi etti. Günler sonra huzurla ''Oh!'' dedim. Birkaç kez dedim, kendimi bir üzüntümün eksildiğine ikna etmek istedim.
Günler yine kortizonlu, antihistaminikli ve derin uykulu. İki uyku sırasında Evrim'in hazırladığı bir şeyleri yiyip, belki birkaç dakika balkonda oturup, geri yatıyorum. Artık bu süreci bir ceza ya da bir fenalık olarak göremem, beterin beterinin olduğunu her zaman biliyorum ve şikayet etmek hiçbir işime yaramıyor. Ayrıca biraz stresim ve üzüntüm yükseldikçe, parmaklarımın anjiyo ödemle nasıl da sosis gibi şiştiğini, bacaklarımda puantiyeler şeklinde leke leke kırmızı kabartılar çıktığını daha 2 gece önce Evrim'le izledik, dakikalar içinde şahtım, şahbaz oldum.
Kendimi üzmemeyi öğreneceğim. Kahretmemeyi, oymamayı, zehirlememeyi. Kalbimde bu kadar yoğun sevgiler ve şefkatler varken, kendime sadece olumsuz hisleri ayırmak hiç iyi gelmiyor. Bugün yeni ve apaydınlık bir arkadaşıma söylerken fark ettim; ''Ben mucizelere inanıyorum.'' dedim. Sonrasında gelişen konuşmada, her gece kendime özgü bir dille ettiğim dualarla, umudumun ve minnetimin hiç bitmeyişiyle, aslında ne kadar inançlı bir insan olduğumu fark ettim. Artık biraz da kendime inanmak ve bir elimden tutmak zamanı geldi. Epeydir gelmişti, kendime çok ihtiyacım vardı ama zihnim malesef başka bir yolu imkansız kılacak biçimde, sadece kendine zarar vermek üzere çalışıyordu. Ben eğitimin ve telkinin önemine de inanırım, o yüzden zihnim ve kalbim için yeni bir süreç başlıyor. Şeker'im iyi, bu benim için sihirli bir işaret. Şükürler olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder