12 Ağustos 2019 Pazartesi

Ağustos ortası, hafif, iyi

Ben yazı eteklerinden tutup çektikçe, yaz hızla salınarak yürümeye devam ediyor, kaçıyor ve kovalanıyor. Şeker'im grip oldu, geçen Temmuz'da bizi çok korkutan o rezalet hafta kadar olmasa da, yine düşünceler aldı beni. Sen ne ara büyüdün de yaşlandın? Sen ne ara bana kısıtlı bir vaktimizin kaldığını düşündürür oldun; hatta bunu düşünmeden seni izleyemez oldum? 15 diyorum, ''Ooo çok yaşlııı'' diyorlar, içimden küfrediyorum, dışımdan 20-21 yaşındaki kedileri söylüyorum ufak bir sesle. Şeker benim ruh eşim, kedi gözlerinden ben kendi ruhumu görmüşüm, onun bakışları altında büyümüşüm, yaş ne ki, gerçek bir yaşı var mı ki? Demek ki var da, sık sık hasta olmaya, gözden uzak köşelerde yatmaya ve kucağıma alınca hafifçe inleyip mızıldanmaya başladı benim kuzu göbeğim. Olsun, hepsi birlikte süreceğimiz yaşama dahil, tüm süreçlerimde yanımda oldun ve şimdi ben tüm süreçlerinde patinden tutup sana gençliğini anlatacağım, ne çok eğlendiğimizi, ne çok seni sevdiğimi.

 

  Kaktüsler devam, her çeşit boyayla, bu aralar akrilik kalemler ve üstüne yağlıboyayla. Beşiktaş'taki evde kurduğum masa büyüyor, kuru çiçekler, dallar, mürekkepler ve yağlıboyalar arasında, gece geç saatlere kadar boyuyorum, arkamda sevdiğim çocuk bilgisayarda oyun oynuyor. Yaz vakti bu sırt sırta verip kendi halimizde takıldığımız, sonra iki bira ya da iki kupa çay alıp balkona çıktığımız anlar, her şey. Olayın tüm özü ve benim daima odaklanmam gereken anlar bu anlar. Aynı zamanda da gelecekten beklentim, bunların böyle sürmesi, ne eksik ne fazla.

 

Denge üzerine düşünüyorum, belli ki hayatımın bu yaşlarında ve döneminde en büyük çalışmalarım ve çatışmalarım denge üzerine olacak. Güneşin tepede olması ve giyisilerin hafif olmasından aldığım güçle, bu haftalarda dengeyi daha rahat kuruyorum. Onun kardeşi olan düzenle henüz tanışmadım, bir düzenim yok, düzene dair bir fikrim de yok. Hala uyandığım odanın hangi odam olduğunu düşündüğüm birkaç saniyem oluyor sabahları. Denge üzerine düşünürken, belki de bu unutkanlıklara ve şaşkınlıklara o kadar önem vermemem gerektiğini, sadece yaşayıp görmem gerektiğini fark ediyorum. Şimdilik bu fazlasıyla yeterlidir, sonrası için de iki fincan çay ile düzene bakarız.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder