9 Temmuz 2014 Çarşamba

Kaktüs, kedi, çay

  Üst katımda yaşayan ailenin kızı, baygın ve tatlı bir melodi çalıyor klarnetiyle. Klarnet mi tam emin değilim aslında, ama çok güzel ve çok ağır bir fon müziği yaratıyor, çok güzel ve çok ağır bir Temmuz sabahına. Tül perde havalanıyor nadiren, her havalandığında ''Ah'' diyorum, ''Esmeye başladı.'' Tül perde diniyor. Perdeler bazen diner, rüzgarı pek kaale almadan.

                                     



  Sokağımızın başına büyük bir çiçekçi açıldı. Ama tam çiçekçi değil, sera gibi biraz. Bütün bahçeye ve sokağa kadar yayıldı saksıları, her önünden geçtiğimde kapılıyorum, eve kucağımda yeni bir yeşil bebekle dönüyorum. Geçen gün anneme ''Dinazor kulağı'' diye bir şey aldım, saksı içinde küçük bir canavar. Ama çok çekici, tüm kaktüsler gibi. Böyle bir çiçekçi dükkanı-sera açmak en ufak hayallerimden biri, aslında annem için kurduğum, ama kendim de sebepleneceğim bir hayal. Ben ona yardım ederim, sayısız kaktüs fidesi yaparız, succulent'ler yetiştiririz, elbette meyva ağaçları fideleri de olur. Beşiktaş'taki balkonumda domates ve salatalık büyütüyoruz sevgilimle, o da artık bitki yetiştirme işine bulaştı, o da artık boy boy saksıların, besleyici toprağın ve suyun yarattığı mucizenin içinde. Bitkiler, iyi geliyor.



  Atölye tatilde ve bomboş. Sessizlik içinde boyuyorum, boyadıklarımı kurumaları için asıyorum, geçip uzaktan bakıyorum. Artık tespit ettiğim hatalar öfkelendirmiyor, evet hala oradalar, ama tek söyledikleri ''Gel ve biraz daha uğraş'' Peki, peki. Çalışma ortamım darmadağınık, bu hafta Ikea yolları göründü, yeni bir sandalye (plaj sandalyesi alacağım, plaj sandalyesinde resim yaparken kendimi sahilde hissedeceğim.) bir yeni komidin, bir ufak tabure (yeşil.) bir de yere minder, bu benim için değil, iki kuduruk kedi için.


Şeker'le bu sabah yarım saatten fazla cilveleştik. O göbeğini açtı, ben daldım. Ben konuştum, o miyavladı. Sonra birlikte miyavladık ve konuştuk. Şeker'li sabahlarım hepsinden güzel, sabahları onun en sevilesi, uysal ve şaşı hali. Bir bebeği yaratmış ve ona yaklaşırmış gibi, tüylü tombik bebeğime sabahları doyamıyorum. 
Bu yaz belki de güzel geçer. 

2 yorum:

  1. Ya bir şey söyleyeyim mi (Ki söyleyeceğim söyleme desen de): Gerçekten çok yeteneklisin ya da çalışkansın vs. Bilmiyorum şu an istediğin yerde misin ama umarım çok iyi yerlere gelirsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir şey söyleyen insana, söyleme denmez ki, dense de demem:) Yorumun beni inanılmaz mutlu etti, yeteneğin içten gelen önlenemez bir üretme ve ilerleme isteği olduğuna inanıyorum, umarım öyleyimdir. Çalışkan ise değilim malesef, okulda da, sonrasında da hep keyfine düşkün oldum. Umarım kendimize yetecek kadar başarı sahibi oluruz, tekrar teşekkür ederim.

      Sil