6 Temmuz 2014 Pazar

Bugünler yenidir.

  1 hafta ya da 10 gün kadar önceydi. Pek heyecanlanarak, çok gerilerek, kendime hiç güvenmeyerek gittiğim sanat kampının çok iyi geldiği, resmimin ''kabasını aldığım'' ve çok iyi dostlar edindiğim, mutlu günlerdeydim. Biriyle tanıştım. Bir fotoğrafçı, psikolog, bana göre şifacı ve özel insanlardan biri.

  O gün ağaçların ve çalılıkların arasında, çimenlere oturduk karşılıklı. Konuştuk, konuştu, gözlerimi yumdum, derin nefesler aldım, zihnimin ve hafızamın derinliklerine indik, etrafı topladık. O gün içime bir huzur ve mutluluk yerleşti. Benimle her yere geldi, benimle yemek yedi. O huzur yanımdan hiç ayrılmadı ve bir bütün olduk. Sevgilim beni almaya geldiğinde fark etti, kendim zaten günlerdir farkındaydım, daha sonraları fark edenler de oldu, uzaktan selamlaştıklarım da.

  Artık her şey net. Ne yapmak istediğimi, ne boyamak istediğimi, kimleri yanımda istediğimi biliyorum. Ellerim sürekli kağıda ve tuvale dokunmak, gözlerim renk görmek istiyor. Ve sevmek. Ama öyle bir sevmek ki, hayata yeniden başlamak, kaldığım yeri unutarak.

  28 yaşımda hayat sadeleşti. Ben istediklerimi yapmaya başladım. (Daha önceleri istediklerim azdı, sessizdi) Hayat pek sade, pek rahat ve keyifli olabilirmiş, kalbi açık tutmak ve derin nefesler almak yeterliymiş.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder