4 Ekim 2013 Cuma

yavaş.

  Dönüşüm sürecimi tamamladım. Artık çatık kaşlı, huysuz, evinden çıkmayan ihtiyar bir adamım. Elinin ayarı kaçmış Ekim ayı utansın. Havanın en soğuk olduğu gün bozulmayı başaran kettle utansın. Demliğin altı sürekli açık, kaloriferler yanmıyor, yorgan altındayım iki gündür. Alaska'da bir klubede inzivaya çekilmiş gibi hissediyorum. Tek güzel şey, çok üşüdüğü için dibimden iki adım öteye gitmeyen Kedi Şeker. Kedi Şeker benden de tahammülsüz soğuğa karşı, yemek yemek için bile yatağı terk etmiyor.

  Pazar günü oysa, tişörtle çıkmıştık evden. Sultanahmet'te, Arkeoloji Müzesi'nde elele geziyorduk. Soğuk kahve içiyorduk. Üç gün sonra eve aynı tişörtle ve üzerine dandik bir kot gömlekle döndüğümde titriyordum. Yorganın altına çarşamba günü yerleştim, şuanda ihtiyacım olan yemekler, filmler, kitaplar, kahve ve su bir kol boyu mesafemde, hava durumuna göre pazartesiye kadar burdayım.

Ne fazla sıcakta, ne fazla soğukta benden hayır yok. İşlevsizleşiyorum. Ki, zaten fazla işlevi olmayan bir insan için, yapabildiklerini de yapamıyor olmak, sadece uyumak için yeni bir bahane. Ben sık sık, elimi ayağımı çekerim. Üzülürüm de bu halime, ''Keşke böyle olmasaydım'' da derim sık sık. Ama farklı olmak adına, bir tane değişkene bile dokunmam. Konuştu benimle, ellerimi eline aldı, pazar ile çarşamba arası bir günde, bir günün sabahında konuştu. İnsanlar zamanımın büyük bölümünü uykuda geçirmemden rahatsız oluyorlar. En yakınlarım ise nefret ediyor. Çünkü ben uyumuyorum, uykuya kaçıyorum resmen. Farkındayım da kendime yaptığım bu ayıbın. En azından hava bu kadar anormal soğuduğu zamanlarda bir bahanem oluyor, işlevsizliğimin de, yorgan altında yaşamamın da bir bahanesi oluyor. Güneş açarsa ne yapacağım? Herkes kendini coşku içinde sokaklara attığında, mutlu hissettiğinde ve bunu benimle paylaşmak istediğinde, ben ne yapacağım?  Neyse neyse, bu kadar yüzleşme yeter şimdilik, bu durgun ve sessiz anların hareketlenmesine gerek yok. (kafamın içinde bile kaçmak var (tamam sorgulama daha) )

  Annem bugün başucuma bir paket lokum getirdi. Kahve doldurmak için mutfağa gidip geldim, bir de baktım ki Kedi Şeker iştahla açıkta bulduğu bir lokumu yalıyor. ''Napıyorsun sen?? Terbiyesiz!! İn çabuk aşağı!!'' diye haykırdım. Poposuna hafif bir şaplak patlatarak. Hiç tınlamadan, transa girmiş gibi lokumu yalamaya devam etti, kucağıma alıp yere indirdim tombiği, aynı hızla çıkıp gömüldü yine pudra şekerine. Tatlı görünce gözleri dönen bir kedim var, bu hayattaki en büyük neşe kaynağım.

(Pazartesi ısınacakmış.)

2 yorum:

  1. pazartesi oldu havalar düzeldi ve ben hastalandım :/
    ölüyoruuuwmm :D

    YanıtlaSil
  2. Oy çok geçmiş olsun, bal, limon ve zencefile aban. Ben bugüne kadar eve kapatmıştım kendimi, hasta olmamayı başardım. Umarım çabucak atlatırsın bak sonbahar yeni başlıyor daha:)

    YanıtlaSil