22 Ocak 2012 Pazar

nasılsın



en sonunda ingiltere'ye gideceğim. ingiltere'yi görmek için değil, emek'i görmek için. sırf bunun için bile sevinmeliyim aslında, daha geniş bir alana yayılıyoruz giderek. ama onun evindeki dolu dolu üç günün sonunda, kendi evime dönünce bir tuhaf hüzün çöküyorsa da, bu da gayet doğal. olsun, daha bir hafta var, hala aynı şehirdeyiz. hayat bizden farklı şeyler görmemizi, değiş tokuş etmemizi ve daha çok büyümemizi istiyor. biz de kırmıyoruz onu. bakma, ben yerimde sayıyorum ama, bir gün bir başka ülkede, herkes bize tuhaf tuhaf bakarken, biz yine kahkahalar içinde tepineceğiz, en çok birbirimize kızacağız, en ağır şekilde eleştireceğiz, tartışacağız ve zararlı yiyeceklerin dibine vuracağız. çok şey değişecek, hiçbirşey değişmeyecek. ve o ağaçlı yoldan aşağı yürüyen hallerimiz, hep orda kalacak.

bu aralar kendim için bir takım adımlar atmaya başladım (bir takım adımlar atmak? hmm.. makul gibi) yağlıboya, illüstrasyon ve handmade ürünler bir arada ilerliyorlar, yağlıboya elbette ki gerçek olay. diğerleri de biraz keyif, biraz para. az ama. tuvalde şimdi, canlı renklerle dolu bir yüz ve onu çevreleyen koyu renk saçlarla uğraşıyorum, ve biraz hüzünlü bakan gözlerle, ve kırmızı dudaklarla. bunlar bir portrede en sevdiğim şeyler olduğundan, daha kaç tane aynı üslupla portre yapacağım bilemiyorum.

bu hafta bazılarınız kara doydu. özellikle ankara'da oturanlarınız. ve yer yer istanbul'un şanslı kesimleri. bense, bir adet bile kar tanesinin düşmediği bakırköy'de her beş dakikada bir camdan dışarısını kontrol ederken, ''yalvarırım yarın okullar tatil olsun, hadi kar, gözünü seveyim kar'' diyen ilkokuldaki halime döndüm. pek işime yaramadı.

çok özlediğim kızlar var. bazıları artık buraya uğramıyor bile. bazıları arada geliyordur. ben sık sık düşünüyorum onları. mutlu olmalarını istiyorum oralarda bir yerlerde. uzun zaman oldu kendimle uzun uzun konuşmayalı, umarım ben de mutluyumdur. iki yanağımdan öpüyorum kendimi. melissa çayı çok güzel birşey. kedim de öyle.

2 yorum:

  1. Nezman yağacak bu kar :)

    YanıtlaSil
  2. ah lülüşüm ah, bam telimi zıngırdatabilen kadim dostlar mertebesinde en bi daim insan, birbirimizsiz ilk yolculuk başlıyor fakat bu demek değildir ki ben seni sen de beni sevindirmeye, üzmeye, sinirlendirmeye ve sakinleştirip tekrar delirtmeye devam etmeyeceğiz. bunların hepsi de mesafe tanımayan şeyler. mesafe tanımaması sevgiden, hep sevgiden, valla bak, yalan yok. nurlu ve yağlı göz akından öperim.

    YanıtlaSil