2 Mayıs 2011 Pazartesi

loş


günler soluk renkli, üstlerinde nostaljik ışıklar yanıyor. kahve fincanları yarı dolu, kedi uykulu. sürekli otobüsle bir yerden bir yere gidiyorum bu aralar, belirli bir evi olmayan, yarı göçebe bir haldeyim. gözüm çok sık dalıyor, sürekli misafir halinde olduğumdan olabilir. izmir'e gitmeme çok az kaldı, iyi gelecek gibi, güzel dostlarım. hayatıma pek çok değişikliği aldım, biraz zorlanarak, biraz mecbur kalarak, şimdi çizdiğim labirentin içinde köşelere çarparak el yordamıyla ilerliyorum. ama şikayet etmeyeceğim, ortalığı bu kadar dolduran bendim, şimdi biraz boşluk isteyemem.

saçlarım ne çabuk uzadı, sanki tek derdim tekrar kısa saçlı olmakmış gibi, gözüm makasta, tekrar belime gelmeden bir kez daha kısaltsam.. havalar da ısınıyor zaten. kısa saç, çizgili tişört, babet ne güzel olur bir arada, süt ve kurabiye gibi olur. bir gece sıkılmasına bakar tekrar kısa saçlı olmak.

dayım ve ananemi izliyorum gülümseyerek. dayım ananeme ''madam'' diyor. ananem dayıma ''mösyö'' çok kibarlar, çok tatlılar. uzun süren yalnızlıktan sonra aileyle sürekli bir arada olmak, güzel, gülümsetiyor.

eskiden her gün az az yazardım. şimdilerde elim gitmiyor, erteliyorum kendime ait düşünceleri. hayatım başka ayrıntılar tarafından ele geçirilmiş gibi. hayır hayır, şikayet etmeyeceğim. yine de elimde kocaman bir kupa, pencereden dışarı dalmış, dalgın dalgın kedimi severken, başka birşeyleri özlüyorum. belli belirsiz.

2 yorum:

  1. bende saçımı kestirdim dayanamadım sanırım bahanemse uçları kötüydü kestirmezsem uzamazdı oldu. sen üzülme seni o kadar çok tatlıya boğacağım ki elinde olmadan mutlulukla dolup taşıcan :)

    YanıtlaSil
  2. Aslında konuşulacak , yazılacak ne kadar çok şey var da erteleye erteleye unutuyoruz. Baharın verdiği havadan mıdır, özümüzdeki üşengeçlikten midir bilmiyorum.

    YanıtlaSil