18 Temmuz 2010 Pazar

movies kill

artık film izlemeyi bırakmam gerekiyor.

senaristler hakkında birşeyler tahmin ediyorum. hayatları o kadar sıradan, hayal kırıklığı içinde, bomboş ki, yarattıkları karakterler arasında muhteşem dialoglar kurarak kendilerine de yeni bir gerçeklik -muhteşem bir gerçeklik yaratmanın peşindeler. bunu o kadar iyi başarıyorlar ki, adam kadına can alıcı bir laf söyleyip onu öperken, onlar sinsice gülümsüyor ve ''işte.. böyle bir kadın olsaydı, ben de ona bu lafları söyler, onu böyle öperdim..'' diyorlar. ve siz, siz de diyorsunuz ki ''bana bu lafları söylemeli, böyle öpmeli işte.'' ah beyinsiz, ah zavallı, sen sadece senaristin yaşamındaki koca deliği tıkadığı tıpasın. gerçek değildi ki hiçbiri, o adam senaryoyu yazdı, o adam yönetmen koltuğuna oturup çekmeye başladı, o kadın dişini fırçaladı ve o adamı öptü. sonra evlerine dağıldılar. sessizce ve yorgun argın. ''günün nasıl geçti'' diyen kimse yoktu. etkileyici dialoglar hiç yoktu. televizyon açıkken uyuyakaldılar.. ah evet, para kazandılar bir de.

filmlere kızgınım. hiçbirinin içinde olmadığımı ve olmayacağımı nadiren kabullendiğim anlardan birindeyim. filmleri izleyip hemen geçemediğim için, herşeyi irdelediğim ve benimsediğim için, zihnimde 'hayal kur' butonu çok geniş yer kapladığı için de, biraz, kızgınım.

belki de bir kadın ve bir adam hakkında bir senaryo yazmaya başlamalıyım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder