15 Mayıs 2009 Cuma

saf


ingiliz bilimadamlarının yaptığı bir araştırmaya göre papatyanın insanları gülümsettiği ve vücuttaki melatonini artırdığı kanıtlanmış.
uydurdum. ingiliz bilimadamları henüz o kadar sıkılmadılar.
ama beni gülümsetiyorlar, teşekkür ederim şeker yanak..

11 Mayıs 2009 Pazartesi

yatağımdaki hayvanlar

evet, sürreal bir yastıkta uyuyorum. kurbağa yerini biliyor ama kedi tepeme çıkıyor sık sık. bazen kediden ziyade fok balığına benzetiyorum kendisini, ya da baykuşa, pandaya... bir sürü hayvanın içinde uyumayı ve türümü ihmal etmeyi seviyorum.

10 Mayıs 2009 Pazar

gün

ismi pazar. içeriği sabit. saatleri uzun.

bugün pazar biraz aşırıya kaçtı. ben de çaresizce, julia, meg ve sandra'dan yardım istedim.
evet romantik komediler iğrençtir. ama zaten herşey iğrenç görünüyorsa, bu sabun köpüğü şeyler iyi gelir, zapt eder ve uyuşturur. üstelik kendi hayatınızda bir çelişki içindeyseniz, başroldeki affedici, sevgiye aç, o'nu bulmuş ve o'dan vazgeçmeyen kadınlar, sizi olumlu yönlendirir. sonra film biter, kedi gerinir ve soğumuş çay kafaya dikilir. pazar bitmez, devam eder.

paçavra

isim (paça'vra) Rumca
1 . Eskimiş bez veya kumaş parçası, çaput: "Gemiden, sırtında çıkını ve üzerinde paçavralarla kör ve sağır bir adam indi."- İ. O. Anar.
2 . mecaz Değersiz ve iğrenç şey veya kimse. (TDK sözlük)

3. yeterince sürünmüş, toparlanamayacak kadar rezilliği çıkmış ve sessizce kabul edilip uzaklaşılması, kişisel saygı ve onur üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken durum. (EK sözlük)

boşluk

çok sert bir yumruk yemişsin karnına. hemde çok güzel bir el atmış bunu.
gözlerin kararıyor ve ''bunu haketmedim'' diyorsun.
sonra biraz kendine gelince o ele bakıyorsun, o el aslında seni okşamak istemiş nazikçe.
ama felaket ağır bir yumruk indirmiş bunu yapmaya çalışırken.
nefesin kesiliyor, bir çelişki ve bir empati denemesi yapıyorsun o halde.
''ben olsam ne yapardım?'' hayır hayır ben yumruk atmazdım, oturup konuşmayı seçerdim.
ayağa kalkıyorum bir süre sonra, yumruğun etkisiyle mide bulantısı ve sersemlik var.
çelişki geçsin diye, o eli öpüyorum. öpüyorum. ellerimle sarıyorum.
yumruğun acısı geçsin diye, o elden şefkat bekliyorum hemen. onarılma isteğiyle.

sonra eve dönüyorum tek başıma. bir ağlama bir boşalma patlak veriyor, şaşırıyorum.
hala yanaklarım ıslak ve içimde, yumruğun tam oturduğu yerde kocaman bir boşluk var.

9 Mayıs 2009 Cumartesi

dükkan







çocukken nasıl algılıyorsam sahaf dükkanını, hala değişen bir durum yok. büyüleyici, karman çorman ve ilham verici. hepsi değil ama, özellikle biri.

7 Mayıs 2009 Perşembe

az biraz

biraz tuhaf hissediyorum. biraz korkuyorum. biraz zamana ihtiyacım var. biraz yorgunum.


6 Mayıs 2009 Çarşamba

what's the story? (morning glory)

her sabah siz okuldayken, benim olmam gereken dersler başlamışken evimde tek başıma olduğum saatler o kadar keyifli ki, korkarım bağımlısıyım bu sabah tembelliğinin ve fincan fincan çayların. birazdan 8. kez kaçırdığım sinema dersinden çıkmış arkadaşlarımdan güzel bir azar yiyeceğim yine, ama bunun için önce yataktan çıkmam gerek. kedim izin vermiyor, sabah tembelliğini bana o bulaştırdı zaten. güne ne kadar geç başlasam o kadar az mı yorulacağım sanıyorum? bugün gün 2de başladı, ben şimdiden çok yorgunum.

cansu portresi siyah-beyaz devam ediyor. kızıl ve yeşil tonlar katmamak için kendimi zor tutuyorum, bir insanı tanımlayan renkler belliyse portresini yapmak daha kolay olmalı değil mi? fakat öte yandan o tanımları sıfırlamak ve o insanı öyle ifade etmek istiyorsam? o zaman tuvale uzun uzun bakıp bana renk önermesini istiyorum. henüz susmakta cansu.

bu aralar şahsi bulantım, güvenmek üzerine. öyle çok güven kırıcı insan gözlemliyorum ki köşemden, henüz bana karşı bir ayıpları olmadı neyseki (ayıboluyo!) fakat birbirlerine davranış biçimleri, çoğu çiftin.. sanırım gerçekten de bazı insanlar sadece yalnız olmalı, kendimi yıllarca bu gruptan saydım. bir süredir ise yeni deneyimler peşinde olduğumdan ve cidden beter davranışlar gördüğümden, yok diyorum asıl yalnız olması gereken ben değilim. benim güven meselesini çözmem ve tamir etmem gerek. fark etmeden yardımcı olanlara teşekkür ederim.

3 Mayıs 2009 Pazar

pazar günlerini nispeten iyi geçirmek için..

hayır! hala pazar günlerinin kaldırılması gerektiğini düşünüyorum. eğer kaldıramıyorsak hiç uyanmamamız gereken, hemen her hafta keyifsiz uyuşuk ve sorunlu geçen günler benim için pazarlar. arıza günleri. fakat kırk yılda bir iyisine rastgelince, tespitler yapmak gerekiyor.

*birgün öncesi iyi geçmeli, cumartesi günü yakın dostlarla ve güzel mekanlarda gezinerek geçmişse, sabah mutlu uyanılabiliyor.
*sizden erken kalkan ve sizi uyandırmaya gelen güleç bir arkadaş cumartesi gecesi sizde kalmışsa, pazar yada perşembe aynı gelebiliyor. (bugünün güleç insanı, pelin:)
*haftabaşına yetişecek proje için biraraya gelip, bir koşu Wolverine izlemeye gidilirse, film pek aman aman olmasa da gün ortası fark etmeden geçiyor. böylece günün kabasını almış oluyorsun.
*günün sonunda Heroes var, artık onu beklerken gün kendini tamamlayabilir.

yine de hoşlanmıyorum senden pazar, parliement gece sinemasından mahrum geçen çocuklukla, pazar banyoları ve ödevleriyle de ilgili değil bu durum. sadece keyifsiz buluyorum seni. gelecekte bir pazartesi sabahı uyanıp, artık günlerin isimleri ile içerikleri arasında bağlantı kurmadığımı fark edersem, en yakınımdaki insana insanlar değişebiliyormuş'' diyeceğim.

You don't have to put on the red light


17 Nisan 2009 Cuma

Isabella, we are rising.

I am the spring, the holy ground,
the endless seed of mystery,
the thorn, the veil, the face of grace,
the brazen image, the thief of sleep,
the ambassador of dreams, the prince of peace.
I am the sword, the wound, the stain.
Scorned transfigured child of Cain.
I rend, I end, I return.Again
I am the salt, the bitter laugh.
I am the gas in a womb of light, the evening star,
the ball of sight that leads that sheds the tears of Christ
dying and drying as I rise tonight.

sonrası çan sesleri ve gaydadan gelen uğultulu melodiler.. peki patti.

demem o ki;

bir kedi sıçraması kadar uzaktayım senden. ama bunu keşfettiğinde pantolonunu lime lime ederek tırnaklarımı açıp kapıyor olacağım, tam yerleşecek bir kucak bulmuşken atlayıp gitmek de gayet cazip olacak. sonrası.. yine başa sarıyor.

12 Nisan 2009 Pazar

11 Nisan 2009 Cumartesi

10 Nisan 2009 Cuma

Ten Years After


I'd love to change the world

But I dont know what to do

So I'll leave it up to you..
uzun süredir başka bir şarkı dinlemiyorum, dinlesem de tam olarak duyamıyorum. aklımda hep nasıl da konuştuklarımızı yapamadığımız var, lafta bile kalmayı beceremeden dağılan düşüncelerimiz var. bir şarkı gelip bunları tek tek yüzüme vurduğunda, arpacık kumrusu gibi düşünüyorum. sonra güneş açıyor ve vazgeçiyorum, yine sana bırakıyorum..

şöyle böyle arkadaşlar

lütfen,lütfen ama lütfen.. birgün aramızdaki paylaşım azalsa, bana bir sebepten öfke duysanız bile..
geçmişimizde başımdan geçen ve üzüntüme şahit olduğunuz durumları avaz avaz yüzüme vurmayın, sırf üzüntü vermek için hatırlatmayın.

kırk yılda bir yalnız olmadığım halde mutluysam bunu fazla görüp bok etmeye çalışmayın.

yakınlaşmak konusunda elimin ayarı olmadığı için ve size herşeyden önce dost gözüyle baktığım için beni bir kez daha pişman etmeyin.

eğer sizden bunları rica etmek zorunda kalmışsam, bana artık sadece selam verin geçin. pek muhabbetimiz olmasın, ben zaten yakınlaşmak ve dost olmak konusunda çoktan pes etmişimdir.

7 Nisan 2009 Salı

yolculuk vakti

Benim için değil, ben bir süre daha sabitim. ''The Persona davulcusu, bas gitaristinden uzun yıllardır ilk defa tam 10 gün ayrı kalıyor.. '' evet bu haber de kitapçığımızda önemli bir haber olarak yer alabilirdi. Pelin! senden yolculuğunun her anında keşfetmeni isterim ki;
Başın sıkıştığı ve çözümsüz kaldığın an, yeni bir yerde yeni bir başlangıç yapma ihtimalin var. bu sadece romantik komedilerdeki sarışınların başına gelmiyor, bunun ismi kaçmak da değil, bu sadece ihtiyacımız olanın yollara düşmek olduğunu gösteren bir seçenek. bu seçeneğin her anını hafızana yerleştirmeli ve yaşamalısın. ve bu gezin bir başlangıç olsun, evine dönüp dolaşıp geri dönsen de, uzun süreçleri yeni renklerle ve seslerle doldurmalısın. son olarak, siyah kağıdın üzerine gümüş rengi harflerle, en saçmadan en anlamlıya, ayrıntıları kaydetmelisin! ''Böyle buyurdu The Persona bas gitaristi..''

5 Nisan 2009 Pazar

temennimiz odur ki;


dilan bozyel çekmiş, kimin işi bilmiyorum ama sevdim. kosuthvari yaklaşımlar..

insanlar yoruyor...

insanlar bazen,anlam veremediğim şekilde sert tepkiler veriyor, şaşırtıcı, ani, kırıcı. fakat biz çok iyi arkadaştık? diyorum, içimden ve dışımdan. tartışıyoruz, yoruyor, yoruluyorum.

insanlar bugünlerde biraz umutsuz ve sevgisiz kalmışlar. çift olmak için çaba gösterip, tek kalınca asabileşiyorlar. fakat ben yıllarca yalnız ama mutlu kaldım? diyorum, kendime ve onlara. yoruyor bu manasız çabaları, ben de yoruyorum çöpçatanlık danslarımla.

insanlar bazen öyle çok seviyor ki birini içlerinden, kocaman kalplerinden. bir deftere anlatabiliyorlar bu hallerini, sonuçlarından korkarak umut ederek. fakat diyorum, o kadar gerçek ki bu halin. yoruluyor bu hisler zamanla, umutsuz insanlar yoruyor.

insanlar yormuş sevdiğim insanları, ben yetişemeden kollarıma alamadan, ''fakat böyle üzmek kırmak zorunda değilsin, kendi yoluna gidebilirsin sessizce'' demek isterdim tanımadığım, geçmişte kalmış bir kıza. insanlar yoruluyor hak etmedikleri şekilde.

yorgunuz bugünlerde. ben,dostlarım,çevremdeki her kocaman yürek. sonrası çok güzel olacak bir dinlenme kozası içindeyiz. şimdi uyuyalım..

4 Nisan 2009 Cumartesi

ama arkadaşlar iyidir, candır, ciğerdir..



resimdeki beyefendi, benim ilk stencil'ımdır. heykel vizesi için, itp'nin boş kalmış tek duvarına konduracağım bu harem ağası figürü, son iki haftadır stres kaynağım, ümitsizliğim ve abarta abarta bitiremediğim işim oldu. elimde büyüdü ama sonuç yok!

ta ki bugün pes etmeye yakın halde çıktı alana ve itp'ye gelip ''yardım???'' diyene kadar. Osman. Çağrı. Özge. çok teşekkür ederim, şu minicik ayrıntıları kesen ve arkasını tek tek bantlayan elleriniz dert görmesin emi. sizi öyle çalışırken izlemek büyük keyifti, benim gibi bir içli köfte için mutluluk dolu anlardı. yarın spreyimizi de sıktıktan sonra dördümüzün ilk stencilı çıkmış olacak, fotoğrafını eklerim.