26 Ocak 2014 Pazar

sunshine of your love

 ben şimdi ne yapacağım? ben şimdi ne yapacağım?! bütün nefesimle aşığım. ben şimdi ne yapacağım?! nefes alırken ve verirken, yeni nefeslerden önce, varolan bütün halimle aşığım. dalgalar halinde geldi yine, uzaklardan yaklaştığını görüyordum bu sefer, hiçbir yere kaçmadan, kumlarda oturmuş bekliyordum. bir de şimdi onun sağlığı söz konusu ya, çok hassasım. her hücrem iyiliğini istiyor gökyüzünden. ''lütfen çok iyi olsun ve kollarıma geri dönsün.'' gökyüzüne bakarak ardı ardına tekrarladım bunu, önce fısıldayarak, sonra normal sesimle, iyiliğini istemek her yanımı kaplayana kadar tekrarladım. ben onun iyiliğinden ibaret oldum bir an.

onu yolcu ettikten sonra boğazımda bir düğümle yukarı çıktım, evine. (onun evi, evdeki her şey ikimizin, en güzel sabahlarımızın ve akşamlarımızın evi) boş kahve kupalarımız sıcak, onlara dokunmadım. bir çay aldım. üzerinden çıkan tişörtü yüzüme bastırıp kokladım. bunu yapmamalıydım çünkü içimde hiç tanımadığım bir çılgınlık yaratıyor, hem orada değil, hem orada, kokusunu alıyorum, sarılamıyorum, insan deli olur... iki saat öncesini düşünüyorum, dün geceyi düşünüyorum, dün gündüzü. çılgınca kaybetmekten, yitirmekten korkuyorum. ben ne zaman bu kadar düşkün oldum? ben şimdi ne yapacağım? kahve kupalarımızı, diğer ıvır zıvırları topluyorum. sabah çektiğim fotoğraflara bakıp, birini efektlerle süsleyip kaydediyorum. bir çoğu kimseye göstermek istemeyeceğim kadar bize özel, sevgi dolu, mutluluk dolu. onları ifşa etmeye kıyamıyorum, gayet ''poz verilmiş'' bir taneyi seçiyorum. ben romantik bakmaya çalışırken onun beni gıdıkladığı ve hiç istemesem de at gibi güldüğüm, onun da hınzır hınzır baktığı fotoğrafı ise, içimin en derinlerine kaydediyorum. o benim canım. beş yıldır her gün daha fazla canım. canımın bu kadar büyük olduğunu da ondan öğrendim.

iyileş. kollarıma geri dön. sana sarılmayı şimdiden çok özledim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder