9 Ocak 2014 Perşembe

insanın kendini woody allen hissetmesi

  ellerim yerinde duramıyor, endişeyle, anlam verme çabasıyla sürekli hareket halindeler. kaşlarımın ortasında derin bir çizgi, çatıklar, onlar da ellerim kadar endişeli şekilde havaya kalkmış haldeler. saçlarım (özellikle son kırpılışından beri) karmakarışık, dağınık, taramam gereksiz bir enerji kaybı olacak gibi. ve pijama altım.. pijama altımın belimin üst noktalarına kadar çekilmiş olması ancak kaygı hallerinde yaptığım bir şey. çıkarıp düzgün bir tayt, elbise falan giyebilirdim elbette ama pijamanın kendimi rahat ve güvende hissettirmesine ihtiyacım var. bir de bitmeyen mızmızlığım var ki, her konuda, tükenmeyen, canından ve canımdan bezdiren bir mızmızlık.

  woody allen bazen bir yönetmen değil, bir yazar değil, sadece geçmeyen bir ruh hali. bir oluş şekli. insana kendini hiç gitmediği new york'ta, hiç evlenmediği diane keaton'la, hiç takmadığı kemik çerçeveli gözlüklerin ardında hissettiren bir ruh hali bu. tarif etmesi zor, şanssız bir his. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder