24 Mayıs 2023 Çarşamba

Boşlukla dolu

   Yeni evde ilk günler, iyi şeyler yazmak istedim. İyi şeyler hissedebilmek çok istedim. İlk günler, yerleştikçe hissettim de. Sanki ayların ve senelerin karanlık ağırlığından sonra, bulutlara yakın olmak, kendimize ait bir alanımızın olması derin yaralarıma pansuman yapar sandım. Belki biraz yapmıştır. Daha sonra çok çabuk kapıldım travmalarımın izlerine, zaten tetiklenip, dürtülüp durdular, zamanlı ve zamansız. 

  O iyi. O bilmiyor ne yaptığını. O hiç bilmeyecek, anlamayacak, kabul etmeyecek ve hissetmeyecek. Bunu anlamaya başladım, başladığım anda da en cılız umutlarıma kadar her şey tükendi. O güzel ve upuzun sevgimizi, sayısız özel ve yakın anımızı, renkli ve ışıklı anılarımızı nasıl da tamamen pislettiğini gördüm. Ben yücelttikçe, korumak istedikçe, en çok da temizlemek istedikçe, o daha da kirli baktı, daha da kötü baktı. Artık o çocuk ruhlu, çocuk oyunlu insan olmadığını gördüm. Görmek, kabul etmeye çalışmak çok acıttı canımı, hala çok acıtıyor. Beni birkaç gün önce aradığında, apayrı bir konuda çok ağlarken ve haklı bir acı yaşarken buldu, yine aynı öfke ve şiddetle doldu, korkunç sözler haykırdı. O kadar çok kez bu hatayı yaptıktan sonra, kendini kontrol etmesini ve neden ben acı içindeyken bu kadar öfke duyduğunu çözümlemesi için 2 sene bekleyip, hep affettikten sonra, o bunu yapamadığı ve iyileşmek istemediği için beni terk ettikten sonra... Bir kez daha bunu yaptı. Ben 12 senelik eşimin, 14 senelik yakınlığımızın sonunda, onun hep gülen, hep iyi, hep sağlıklı, hiç acı çekmeyen, hiç sorun yaşamayan bir insanın hayalini sevdiğini gördüm. Beni değil. Gerçekleri değil. Bizi değil. Bunun ne kadar acı olduğunu, bir gelecek kurduğun insanın sen acı çekerken ''İşte bu haline katlanamıyorum'' demesinin ne kadar korkunç bir yara olduğunu kimse bilemez. 

  Sonra artık umuda, kirletilenlerin temizlenmesine, sevgiye bir daha değer vereceğime dair tüm inançlarım bitti. Neşe isteğim, coşkum bitti. Bu bloga 2009'dan beri yazdıklarımın güzelliği, en sevdiğim sıfatlarım, kendimi iyi hissettiğim anların ihtimali bitti. Yavru bir kedi yeni evde, boynumda sıcacık, sevgi dolu yatıyordu. Ben sadece acı hissettim. ''Sevmeye değmiyor, kaybetmek gerçek, sevdiklerim hep acı vererek gittiler, sevdiğime hiç değmedi'' diyerek çok ağladım. Bunları hissedebildiğime, saf sevgiye inancımı yitirdiğime ağladım. Bir yavru kedinin bana verdiği huzurdan, sevgiden öyle büyülenip, hemen sonrasında acıyla kavrulmama ağladım. Ve tüm bunları senelerdir yanımda çaresizce izleyen, ömrü boyunca herkese iyilik ve sevgi vermiş olan, beni mutlu görmek tek amacı olan tertemiz ruhlu annemin acısına ağladım. Onun için, sadece onun için iyileşmek isterdim. Artık iyilik görsün, iyilik yaşasın, onun yaraları iyileşsin isterdim ve hala tek isteğim bu. Annemle birbirimizin iyiliğini görelim elele. Nasıl elele birlikte kahrolduysak, o benim acımdan kaçmak yerine üzerime kapanıp beni bağrına daima bastıysa, birlikte ağlamaktan helak olduysak... Birlikte ve elele, hafifleyelim, iyi anılar, yeni ve güzel anılar yaşayalım, her anın değerini hep bildiğimiz gibi bileceğiz ve şükredeceğiz. Her gece, her sabah sevgimize ve yanyana oluşumuza şükrettiğimiz gibi. 

  Önceki senelerde depresyonlar gelirdi, en çok kış mevsimiyle, bazen kaygılarla ve bunalmalarla. Bu seferki travmalarla düğüm olmuş, mutluluğu acıyla bir etmiş içimden geliyor. İlk defa çok ağır sebepleri var. Çok büyük bir anlam kaybı yaşıyorum ve bu gerçekte olan bir şey, ben sadece insanları, kedimi, yuvamı, sevgimi, geleceğimi kurduğum ihtimallerimi, en sevdiğim ve zevk aldığım alışkanlıklarımı değil; anlamlarını da kaybettim. Bunun bir onarımı yok, bu anlamlar yerine konabilir şeyler değil. Bunu bilerek bir insan nasıl herhangi bir harekete anlam verebilir. Veremiyorum, hareket edemiyorum. Boşluklarla doluyum, boşlukların ağırlığından boğuluyorum, boşluklarım her şeyi yutuyor. Yutulmuş ve hareketsiz, sadece günleri geçirerek duruyorum. 

  Benim sevgim bir tane, çok özel, çok temizdi. Ben sevgim için her şeyi yaptım. 

  Benim bir kedim vardı, kediden çok daha fazlası. Ben onu ellerimde kaybettim. 

  Ben kaybetmeyi öğrendim, unutamıyorum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder