3 Ekim 2020 Cumartesi

Cuma gibi bir Cumartesi gündüz vakti.

   10 gündür bu evdeyim, bu beyazlığı her daim gözümü alan, sessizliği ve yalnızlığı yoran, gelmesi ve gitmesi ayrı ayrı dertler olan evdeyim. Tahmin ettiğim gibi gözümde büyüttüğüm kadar çok koymadı burada yalnız uyandığım sabahlar. Genellikle şeyler gözümde büyüttüğüm kadar büyük değildir, şeylerin en önemli özelliklerinden biridir bu. Geldim, sessiz ve kahkahasız sabahlara alıştım, kahvaltımı ve çayı hazır bulmamaya, annemin çiçek gibi yaptığı ve her köşesi başka bir sıcaklık veren köşelerden uzakta olmaya, yapılacak bir sürü işe, en çok ama en çok yalnızlığa. Yalan yok, çok koyduğu anlar oldu ve oluyor gün içinde, uyanmayı ertelediğim, kahvaltıma hiç özenmediğim, koltuğun aynı köşesinden hiç kalkmadığım. Buna da alışığım, baksam daha çok fazla böyle an görürüm, bakmamaya çalışıyorum. 

  Mutluluk verici bir şey, ilk kez evde filtre kahve yapıyorum, bayılıyorum. Malesef yıllardır bu çok basit keyife üşenip, zararlı ve keyifsiz nescafeleri içiyordum, içiyorduk evde. 10 gündür Tchibo'nun bayıldığım kahvesini özenle demleyip içiyoruz, aklımda yeni yeni kahveleri ve karışımları denemek var. Kahve hep önemli. Dışarda, en sevdiğim kahvecilerde uzunca bir süre daha oturup güzel kahveler içemeyeceğimi düşünürsek, günlerimin en iyi anlarından biri oldu bu taze ve güzel kahveler. 

  Anemi üşütmeye, yormaya, halsiz bırakmaya devam ediyor. 25 gündür demir takviyesi alıyorum. Belki psikolojik ama nefes darlığım ve baş dönmelerim azalmaya başladı gibi geliyor. Yazbaşında demirim zaten çok düşükken, alerji korkusuyla takviye etmediğime çok pişmanım, o zaman demir depom boşalıp hemoglobin sayımım düşmeyecekti en azından, neyse, neresinden dönsem kardır, zaten sürekli bir şeylerin kenarından dönüyorum, az bir zarara tamah ediyorum, bu da onlardan biri işte, önemsiz. 

  Geçen Kasım ayında hala güneşli, sıcak balkon günlerimiz olduğunu hatırlıyorum. Bu Kasım ayında yaşayacaklarımızdan, kaostan, trajediden çok ama çok korkuyorum. Bu benim kış fobim, mevsimsel depresyonum değil. Bu, sırtını dayayacak hiçbir güvencesi olmayan bir halkın, korkunç bir virüsle aylardır verdiği savaşın, geldiği en zorlayıcı, en onursuz, en yorgun hali olacağı tahmin edilen zaman dilimi. Bizi kimse umursamıyor, bizi kimse korumuyor. Ben, sevdiklerimi korumak için helak olmuş halde vitaminler, takviyeler, maskeler depolamaya devam ediyorum. 

  Nolur başımızdan geçip gitsin, bitsin artık. Verdiğim sözler var. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder