17 Nisan 2016 Pazar

Ikea'da hayatta kalma yolları

Ne haftaydı, aman ne haftaydı o öyle! 4 yıldır bebek adımlarıyla yerleştiğimiz, gelen bütün arkadaşların ''Artık şu evi bir oturtun, nasıl yaşıyorsunuz böyle!'' dediği, ama bizim azıcık eşyamızla gayet mutlu yetindiğimiz evimize, bu hafta ciddi anlamda eşyalarla yerleştik. 30 yaşıma aylar kala ilk defa kendime ait bir makyaj masam, bir şifonyerim oldu. Bunlara ek olarak da koca bir kütüphane, bir gardrop. Aile evimden kolilerle, çöp torbalarıyla en önemli giyisilerimi ve kitaplarımı taşımak çok koydu yine, akşamında birazcık gözlerim dolmuş da olabilir, kimse büyümenin kolay olduğunu söylemedi ama benim kadar melankoliye kapılan da azdır sanırım.

 

  Gelelim konumuza, bu 4 yıl içinde sayısız Ikea seferinden sonra, bu sonuncu cidden en az hırpalanmayla geçince, artık bir Ikea survivor'ı olarak bir liste yapmam gerek diye düşündüm. Ev kuracaklar, Ikea'dan alacağı olan fakat yorgunluğu göze alamayanlar, en hesaplı ve iyi alışverişi yapmak isteyenler! Başlayalım hadi!

1. Gitmeden önce ayrıntılı bir liste yapmalı. Bu listeye özellikle büyük mobilya için aldığınız ölçüleri, fiyat bilgilerini, o eşyayı bulamamanız halinde bakacağınız ikinci ihtimalleri yazın. Ikea'nın sitesinden ''Stokta var mı?'' kontrolü yapın, benim gibi hayallerinizin kütüphanesinin Bayrampaşa'da kalmadığını ama Ümraniye'de bulunduğunu orada öğrenmeyin.

2. Gezeceğiniz bölümleri ve molayı vereceğiniz zamanı kararlaştırın. İlk seferler çok yaptığımız bir hata, Ikea'ya ayak basar basmaz o mis kokulu yemek bölümüne kendimizi atıp, tıka basa yemek yemek ve sonra tok karnına bölümden bölüme sürünmekti. Önce ilk katı tamamlamak, büyük mobilyaları seçme savaşından sağ çıkmak, sonra kendinizi hafif bir yemekle (mesela sadece köfteyle ve üstüne bir kahveyle) ödüllendirip, alt kata öyle geçmek en mantıklısı oldu bizim için. Bir de eskiden biz iki ayı sevgili, birer porsiyon köfte, birer porsiyon lazanya, ortaya da bir tabak haşlanmış sebze (ah canım, hafif yiyorlar) alırdık. ''Ikea'da nasıl obez oldum?'' konulu bir yazı yazmadan, silkelendim ve kendime geldim. Neyse işte, yemek molasını iki alışveriş arasına koymak ve insani boyutlarda yemek lazım. Altta duran çizimdeki gibi kalmak gayet olası yoksa.
3. İki şişe su, üç şişe su, çok su alın! Ben normal insan ölçülerine göre fazla yediğim kadar, fazla da su içiyorum. Bir Ikea yolculuğu benim için dört şişe su demek, bunu bölümler arasında dilim damağıma yapışmış ve canımdan bezmiş halde tecrübe ettim, mutlaka içi su dolu bir sırt çantasıyla gidiyorum. Havasında bir elektrik akımı mı var nedir, ilk bir saatin sonunda bütün enerjim çekilmiş oluyor. Ne yapıyoruz, hemen o gayet şık döşenmiş, pırıl pırıl dekorasyonlardan birine girip koltuğa yerleşiyoruz, suyumuzu içip dinleniyoruz, şarj oluyoruz.

4. Evdeki hesap ile Ikea'daki asla uymaz. Kafamdaki gardrop mesela, hem kocaman, hem çok ucuzdu. Yanına gittiğimizde neredeyse karton gibi bir suntadan yapıldığını, kapağının üç dört kullanımdan sonra elimde kalacağını fark ettim hayal kırıklığı içinde. Hadi bakalım, yeniden bir seçim yapılsın, ölçtüğüm odaya sığar mı bakılsın, yeni bir şey zar zor bulunsun. Aynısı kütüphane için de geçerli oldu, yani en ucuz olan mobilyalar genelde ince bir suntadan yapılmış oluyor ve kesinlikle internette gördüğünüz şeye benzemiyor.

5. Gitmesi zor, gelmesi zor. Neredeyse hiç kavga etmeyen bir çift olarak, en saçma ve mantıkdışı tartışmalarımızı Ikea'ya gitmeye ve dönmeye çalışırken yaşadık. O yolların, üst geçitlerin, alt yolların saçmalığı ve birbirine benzerliği nedir, kaybolmamak mümkün değil. Artık asla iddialaşmıyoruz, açıyoruz Yandex haritamızı, ne derse onu yapıyoruz.
 


6. Dönüş için hazırlık yapmalı. Döndüğümüzde benim bütün enerjim çekilmiş oluyor, boş boş karşı duvara bakıp oturmaktan başka bir şey yapamıyorum. O yüzden eve döndüğümüzde yiyecek bir şeyi hazırlayıp bırakmış olmalı. Bir de arabadan eşyaların taşınması sırasında bütün işi yanınızdakine bırakıp kenara çekilip bir şeylerle meşgul görünmek çok önemli! (Evet efendim, resmen işten kaytarıyorum. ''Ben hemen çay yapayım sen şunları taşıyadur'' diyorum, ufak bir torbayı yukarı taşımam ve boşaltmam 10 dakika sürüyor, utanç içinde itiraf ettim rahatladım.)

  Benim şimdiye dek çıkardığım dersler bunlardı, tabii çok büyük alışverişlerde daha yararlı bunlar, ki bizim bu haftaki en ağır ve kocaman alışverişti, yarın montaja gelmelerini ve kitaplarımı yerleştirmeyi büyük heyecanla bekliyorum. Hepinize hayallerinizin evini yaratmada kolay ve acısız Ikea seferleri diliyorum!

2 yorum:

  1. Herkes bir hevesle gidiyor ama dediğin pestil olup döndüğünde bir daha da gitmek istemiyor. Sabah içeri girip akşam çıkmanız çok olası. zorunlu olarak tüm reyonları gezmek zorunda bırakmaları çok acımasızca. bence derhal bu duruma çözüm yaratmalılar. bölümler arasında ara geçitler var ama bilmiyorsanız mecburen yerdeki okları takip ederek ilerliyorsunuz. ve ikea zımbırtısı görmekten bıkmış halde çıkıyorsunuz. bu rehber bence çok faydalı olmuş, derhal yaymalı... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah o ara geçitleri de eklemeliydim bu yazıya, mesela mobilya bölümünün daha başından, daracık bir kapıyla çocuk bölümüne bağlandığını ben daha yeni öğrendim, bu gittiğimizde. Olay insanların daha çok gezmesi, gezdikçe ucuz etiketlere aldanıp daha çok alması, hiç ihtiyaç duymasa bile. Her gittiğimde maddi-manevi o kadar yıpranıyorum ki, ''bu seferki sondu.'' diyorum, asla olmuyor ve olamıyor :)

      Sil