
Sevgiliyle kurduğumuz eve yeni resimler asmaya devam ediyoruz, bu hafta en sevdiğim Türk ressamlardan birinin, Mahir Güven'in bir tablosunu asıp sürprizini yaptı. Bu evin tablolar ve yemyeşil bitkilerle dolu olmasını istiyorum, bir de kitaplarla. Başka hiçbir şeye ne vakit, ne de para ayırmadan, bunlarla doldurmaya devam ediyoruz dünyamızı. Çiçekler ve balkon için yeni çözümler arayışına girdik, ben birkaç yavruyu ayrı saksılara alıp etrafı iyice kalabalıklaştırınca yeni bir köşe yaratmak şart oldu. 3 sene önceki balkon fotoğraflarımıza bakıyorum, 3-4 tane ufak saksı varmış sadece elimizde. Bir de bu yaz balkonda kahvaltı etme hayallerim var, ufak bir masa ve bir tane bank istiyorum, ama çok istiyorum. Ev kurmak güzel, ev kurmak en keyifli oyun, kimbilir kafamızdakine ulaşmak daha kaç yıl sürecek. Hem daha ''o muhteşem'' kahve sehpasını bulamadık, yine aynı muhteşemlikteki kocaman ve yumuşak halıyı da. Bütün bu ufak tefek eksiklerle hayat o kadar huzurlu ve tam ki, yıllarca böyle sürebilir, hiç sakıncası yok. Bir yeni evim, bir eski evim, ikisi de benim, gidip geleyim, gelip gideyim. (Aaa delirmiş bu kız, gidip şekersiz kahvesini içsin madem)
Bir de şu başucu komidini var ki, gördüğümden beri hayallerimi süslüyor. Azıcık mobilya üretme kabiliyetim olsa, bir ufak merdivenden ya da tabureden kıra döke kendim yapacağım, o kadar sevdim. Ben başucuma iki bardak su, kitaplar, ilaçlar, bisküvi (diyet diyet) burun spreyi, evde çiçek varsa çiçek ve daha maksimum obje koyduğumdan, böyle bir komidin gerçek bir ihtiyaç. Ikea'nın ufak kitaplık merdivenleri biraz daha geniş basamaklı olsa, onları kullanırdım.
Bir de seyirlik mutfak objeleri var, şimdilik hiç almıyorum bu narin şeyleri, mutfağımda işlevsel olmayan hatta üzeri azıcık süslü hiçbir şey yok. Ama Pinterest'te, Tumblr'da böyle eski usül porselen kap kacak görünce de bayılıyorum. Annemden görerek belleğimde yer kazanan güzellikler bunlar, eski evimde kocaman bir dolapta en güzellerini izlemeye devam ediyorum. Yenisinde ise kullanmadığımız hiçbir şeyi edinmeme kuralımız var, sağladığı kolaylık ve ferahlık büyük olduğu için, bozmaya kıyamadığımız bir kural bu. Pratik olanın, estetik olana baskın geldiği bir ruh halindeyiz.
Önümüz bahar, önümüz serin ve güneşli. Bu baharın başlangıcında kış renklerini kaldırmak ve salondan başlayarak bütün odaları uyandırmak için çok hevesliyim. İşe koca bir buket mimoza almakta başlayacağım, bir de sapsarı masa örtüsü ve elbette bu değişimi kutlamak için bir şişe beyaz şarap. Bence bir ev böyle çok mutlu olur ve çok gülümser.




Ben de birkaç aydır yeni yeni ev döşüyorum ve dört duvarı yuva yapmanın, istediğin hale sokmanın uzun ve yavaş bir süreç olduğuyla barıştım :) Komodinini görünce de aklıma şu IKEA merdiveni geldi hemencecik: http://www.ikea.com.tr/urun-katalogu/antre-ve-ardiye-cozumleri/acik-raf-sistemleri/tum-parcalar/90219829/bekvam-portatif-merdiven.aspx Ben merdiveni yaratılış amacına uygun kullanmadığım zamanlarda raf olarak kullanıyorum. Sen de komodin olarak degerlendirirsin belki? Aklında bulunsun derim!
YanıtlaSilSevgiler, H.
Evi ev yapmak, sana ait hissetmek gerçekten zaman alıyor. Aceleye getireyim desen de olmuyor bir şekilde. Biz taşınalı 2 seneyi geçti, hala yeri belli olup eksiği tamamlamadıklarımız var. :)
YanıtlaSilMerdivene bayıldım; bir de mimoza fikrine. Bu mevsimlere en yakışan renklerden biri sarılar gerçekten ^^