2 Mayıs 2015 Cumartesi

Dalgakıranın doğası

Onun gibi bir insan için önemli, hatta vazgeçilmez olmak istiyordum. Onu tanıdığımdan beri, tanıdığım herkesten farklı olduğunu biliyor, böyle bir insan için her şeyden önemli olmanın eşsizliğini yaşamak istiyordum. Görebildiğimiz ve tanışabildiğimiz herkesin hayatındaki ''O bir yana, diğer herkes bir yana'' dediği en fazla iki-üç insan varsa, ben bu insanın en tepeye koyduğu kişi olmak istiyordum. İstiyordum, çok istiyordum. Bu öyle bir his ki, onun değer verdiklerinden kimleri elesem, kimlerin önüne geçsem, mesela sol yanımı alıp da sağ yanına yapıştırsa bile, tatmin etmeyecekti içimdeki onun tarafından sevilme hırsını. ''Sevgide hırs olmaz, sevgi masumdur'' diyenler vardır elbet, ama ben çocukken bile hiçbir hissim çok saf değildi, tam tersi tüm hislerim çok huzursuz oldular hep. Üzüntüm, neşem, coşkum ve sakinliğim, neyim varsa, hiçbirinin rahatı ve devamı olmadı.

Kedim bile beni ''Huzursuzum'' diye sever, kimse duymaz, ben duyarım öyle hitap ettiğini, öyle kucağıma çıktığını, huzursuzunu sakinleştirmek için usul usul gelir, derdimi tasamı alır, sükunet bırakır. Ben onun huzursuzuyum, onun vazgeçilmeziyim.

İşte onun için de hissettiğim bu vazgeçilmez olma, en değerli olma, herkesten daha önce gelme hissini dizginleyemiyordum. Bana altın bir madalya vermeden, bunu tüm dünyaya ilan etmeden, bensiz nasıl da eksik hissettiğini herkese anlatmadan sakinleşmeyecektim. Herkes için birileri ''en önemli''ydi, ben onunki olmak istiyordum. Ama çok istiyordum.

Yeter artık, bir şey yapmalı ve bunu anlamasını sağlamalıydım. Onun hayatında ben vardım, ben! Hemen bunu fark edip minnet duymalı, gerekiyorsa ayaklarıma çiçekler, taze meyveler ve adaklar bırakıp, etrafımda çılgınca dans etmeliydi! Yanına gitmek için hızla koltuktan kalktım...

...Sonra hiçbir şey olmadı. ''Noldu canım, iyi misin?'' dedi. Kafamı salladım, iki çay koydum. Kahvaltıdan kalan yarım dilim ekmeği aşağıdaki kargalara ufaladım. Balkondan içeriye, ona baktım, sabah saatlerinin keyfini sürüşüne, kendisi oluşuna, masadaki tabakları sakince toplayışına.

Hiç bilemeyecektim, hiç söylemeyecekti, ayaklarıma taze meyveler bırakılmayacaktı ya da gazeteye eşsizliğim hakkında ilan verilmeyecekti. Devam etmek için ihtiyacım olan tüm huzursuzluğa sahiptim, dalgaların ve soru işaretlerinin arsız seslerini duyuyordum kafamda. Sabahın o sessiz ve yeşil saatinde, başka da bir şey istemedim.

2 yorum:

  1. Eylül! yalnız değilim. duygudaşımsın!

    bir süredir bu huzursuzluğun sebep olduğu kayıplardan yıldığımdan kendimi düzeltmeye çalışıyorum. bu ne demek bilmiyorum. çevremdekiler "yeter artık, üzülüyorsun" diyorlar. ne yapacağım konusunda hiçbir fikrim yok.

    ilaç tedavisi işe yaramaz mı ya..

    ne güzelsin kadın sen!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Upuzuun bir yorum yazıp, günler sonra yayınlanmadığını gördüm, kendi kendime ''ay ben neler yazmıştım?'' diye düşünüp duruyorum şimdi. O huzursuzluklar bana da pek çok şey kaybettirdi, üstelik geride bıraktığım insanlar bunun çok az bir kısmı, kayıpların çoğu ise soyut kavramlar ama içimde büyük boşluklar yarattıklarına göre cisimleri de varmış. İlaçlar ise, ne kadar tasasız, hafif yapmayı vaad etseler de, en hissiz anımda bile içimde hep kaygıları besledim, demek ki işe yaramaz canım dostum.
      Senin orada olman işe yarıyor ama, yalnız hissetmemek güzel. Şerefine demli bir çay!

      Sil