13 Aralık 2014 Cumartesi

''oburluk en leziz günahtır''

kim mi demiş? elbette ki son 4 saattir ağzı beş dakika bile boş kalmayan, yiyecek diziminde herhangi bir mantık sıralaması (önce tuzlu, sonra tatlı, üste kahve) bulunmayan ben demişim, bir ara, yemek yemediğim bir an demişim.



iki kişilik evimizde bu hafta buzdolabı hep boştu, çok yoğunduk ve ayaküstü aldıklarımız hariç alışveriş yapamadık. akşam yemeklerini ben, kahvaltıları ise O, bir şekilde hazırladık, ''öğünü kurtarsak, hızlı hızlı yesek yeter'' diyerek. fakat ben aile evimden, buzdolabının kapısını açınca çeşit çeşit yemek görmeye, evdeki değişik zula yerlerinde saklı tatlılar ve pastane ürünleri bulmaya alışığım. bu sebeple de, yuvaya döndüğüm bugünü, babamın pişirdiği çorba ve yemekler, annemin aldığı frambuazlı yapış yapış bir tatlı, üstüne tekrar çorba, ikisinin kısırdöngü şeklinde tekrarları, araya karışan bir armut, bir dondurma, malesef buzdolabında bulduğum bir lahmacun ve kapanışta beyaz peynir ile bitirdim. koca bir hafta yemediğim kadar çok şey yemiş olmanın utancı ve göbeği ile oturuyorum. kedi şeker şaşkın, ''ne oldu öyle?'' diyerek bana bakıyor. ''eve döndüm bebeğim.'' diyorum ona, halsiz ve mutluyum. bunun üstüne bir uyku iyi gider şimdi, şeker'li uyku.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder