6 Şubat 2014 Perşembe

evlerin ikilemi

annemin o huzurlu, temiz, ferah kokusu. insanı sarmalayan ve sonsuz bir güven içinde hissettiren hali. demli çay rengi saçları, zarif elleri. ne çok özlemişim. babamın işten geldiğinde o yorgunlukla yemek yapması, biz yiyelim diye hiç sevmediği şekilde sade pişirmesi, kendi tabağına baharatları doldurması. endişelerini benden saklayarak halimi hatırımı sorması, laf aralarına nasihatler sıkıştırması. özlemişim işte. kedim, canım kedim. yanıma sokulup ellerimi, parmaklarımı koklaması, ruh halimi bir çırpıda anlaması, kolumun altına kıvrılıp purrlayarak uykuya dalması. uykuda patilerinin seğirmesi, dışarda unuttuğu minik pembe dili. ah çok ama  çok özlemişim.

dağınık, ufak, tuhaf evim. kitap ve çay kokan evim. evden sadece 5 gün uzakta kaldıktan sonra geri dönüşümde hissettiklerim, keşke bu kadar güzel ve sıcak olmasa.

ne yapacağımı bilmez halde, sevdiğim evler ve sevdiğim insanlar arasında geçiyor zaman. imkansız, birbirine yürüyerek beş dakika uzaklıkta, ikisi de aynı derecede benim olan iki ev düşlüyorum. düşledikçe ısınıyorum.

1 yorum: