26 Şubat 2013 Salı

dört

adı konulmuş özel günler yerine, herkesin kendisi için özel olan günü yaratması ideal olan. benim için de 26 şubat öyle günlerden biri, 4 yıldır en heyecanla beklediğim, her geldiğinde eski fotoğraflarımıza, videolarımıza, benim için özel şarkılara gömülerek güne başladığım ve onunla buluşmamızla tamamladığım gün. çiçek vermeyen bir çocuğun, çiçek almayan bir kıza bir buket gül hediye ettiği, o sıradaki halini asla ve asla unutmayacağım gün. ve ilkinde, tabaklarımız ağzına kadar dolu ve biz çok aç olduğumuz halde, heyecandan hiçbir şey yiyemediğimiz, ikimizin de ellerinin masanın altında zangır zangır titrediği, dışarı çıktığımız anda onun bir cesaret elimi tutmasını, benim ilk defa elimi bir elden çekmememi bize yaşatan gün.

bu seferkinde ben hastayım, o çalışıyor. o yüzden bugünü ayın 23ü kabul ediyorum. ona bir kart çizdim ve yazdım, bir minik sürpriz hazırladım.

geçen bu sürede yaşadığım mutluluktan nefesimin kesildiği tüm olağan anlarımız, izlerken sevinç gözyaşı bile döktüğüm ama senin asla beğenmediğin güzel yüzün ve ellerin, kendi hayatıma dayanamadığım her an kendi hayatına beni konuk etmen, yaptığımız her araba yolculuğu ve beraber keşfettiğimiz her şehir, yemek, insan için minnetle doluyum. sana ya da kendime değil artık, bize minnetle doluyum. 

insanların birkaç yıldan sonra heyecanlarını, neşelerini yitirip sadece kavga eden, şikayet eden mutsuz çiftlere dönüştüklerini sanırdım eskiden. hatta ilişkinin kendisini öyle bir şey sanırdım ve hep yalnızdım. ama geçirdiğimiz tüm zamanın ardından, yanında olduğum her yeni gün ''sanırım bundan daha mutlu ve heyecanlı hissedemezdim'' dediğim bir sevgilim var benim. bunu her seferinde yeni baştan söyletebilen, beni kahkahalarla güldüren, yaptığım fedakarlıklara değer bir gülümsemenin sahibi, ilham veren, üzdüyse ve kırdıysa tamir etmesini bilen, ama mutlaka ve mutlaka yaşadığımı hissettiren. 26 şubat'ımız kutlu olsun, kutlu olmak için ikimizin de müsait olmasını beklesin bu sene. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder