4 Ocak 2013 Cuma

biz en iyisi çay içelim.

yol öncesi ruh hali en keyiflilerinden. yol kısa olsa da, iki gün sonra evime dönecek olsam da, küçüklüğümden kalma bir bilinçaltı müdahalesi söz konusu. her gece uyuya kalana kadar, ''yarın evden kaçsam yanıma alacaklarım'' listesi yapardım. evim çok korkunç olduğu ya da gerçekten evden kaçacağım için değil kesinlikle, sadece o macera durumu ve yanıma alacaklarımla yetinecek olma hissi çok çekici geldiğinden. (ayrıca hiçbir zaman çok sağlıklı bir çocuk olmadım, fiziksel ya da ruhsal olarak) kitaplardan başlayıp giyisilere, oyuncaklara, anne babamın resimlerinin olduğu çerçevelere, yolda yiyeceğim yemeklere kadar her şeyin listesini yaparken uyuyakalırdım. çocuk işte, ne bilsin.

listeler hala var. her gece kafamda, gün içinde elimin altında. sürekli bir alt alta dizip net görmeye çalışma durumu.

yol öncesi çanta toplamak ise, en büyük keyif. ilk defa yola çıkarken çantama sylvia plath - suyu geçiş girmiyor. o artık benim değil, en değerli kadınlardan birine ait, o artık kendi yolculuğuna çıktı. bu sefer bir adet çizgi roman (x-men'lerden biri) bir adet Fang Ailesi (kendisi başlı başına bir yazıyı giderek hak ediyor) oyuncak olarak bayılarak aldığım ama hala kimsenin benimle oynamadığı batman oyun kartlarım ki eminim otel odasında oynamak için güzel bir seçim oldu. ve çok yoğun kar yağışına gittiğimiz için pofuduk atkı, bere, eldiven. gidiş sebebi olarak bir sergi açılışı olacağı için de, elbette annemin çekmecesinden tırtıkladığım iki çift küpe ve kolye (zaten açılışa giyeceğim gömlek de annemden, neden hep en güzel giyisiler onda, aklım almıyor)

çantam top gibi oldu, otobüs sabahın neredeyse hiç görmediğim erken bir saatinde, ben hala gribim, ama tuhaf bir şekilde fazla keyifliyim. o yüzden de bloguma yeni bir çiçekli masa örtüsü serdim. şuraya iki fincan çay da koymam gerek, böyle kuru kuru olmuyor.

5 yorum:

  1. O kadın seni çok seviyor.Pek çok.

    YanıtlaSil
  2. yeni serdiğin masa örtüsü bokum gibi olmuş, kafayı yemiş ev kadını hamaratlığında en üst seviyeye ulaşmış bir derya bakyal kadar göz yoruyor, kafa skiyor. FAKAT gel gör ki yazın çok güzel, iç ısıtan, kıpır kıpır bir yol öncesi yazısı olmuş, güzel bir yolculuk ve keyifli bir ankara turu geçirmeni dilerim böbeğim, böbreğim hatta ve hatta yüreğimin dibi.

    p.s. zamanın olursa kuğulu park'a gitme, anadolu medeniyetleri müzesi'ne gidin, istanbul arkeoloji'yle yarışır!

    YanıtlaSil
  3. yaprak'ımm, ay dönümümüz şerefine dün hiç içmediğim kadar çok çay içtim, açıp bir sylvia plath okudum, efkarlandım, biraz daha çay içtim.

    emek'im alev topum, niye masa örtüme bok attığını anlayamadım. gayet floral, gayet tatlı bulmuştum ben kendisini, ama sen böyle dediğinden beri benim de gözlerimi mahfetmeye başladı, senin yüzünden masa örtümden soğudum. şimdi biraz makas ve silikon tabancası yardımıyla onu bir nevresim takımına çevireceğim.

    YanıtlaSil
  4. eylül'üm dün düşündüm de bu bizim 6. yıl dönümümüz, ben de bunun şerefine ayak kokulu cips yedim yanında da bir kuple behçet necatigil okudum, inanır mısın çok çok iyi geldi ama sonra efkarlandım, biraz daha cips yedim, üstüne de limonlu freşa içtim.

    YanıtlaSil
  5. ahaha bizim gibi iki kıro kız için çok bile diye düşünüyorum. ne çabuk geçti altı yıl emek, hayatıma girip bana mavi günaydınlar getirmen daha dün gibi aklımda :...)

    YanıtlaSil