22 Mart 2012 Perşembe

iyi geldi

çok uzun bir günden sonraki gün, sıradan, bunaltıcı şekilde sıradan bir gün... uyandım, ağladım, uyudum, uyandım ve ağladım. hepsi benim kafamda olup bitiyordu, hiçbir şey net değildi, dayanamıyordum.

ceketimi alıp koşarak evden çıktım, sokağımdaki kuaföre girdim ve ''değişmek istiyorum!'' dedim, sesim biraz yüksek çıkmış olacak, adam hafifçe ürktü, oturun dedi. o bir şeyler sürüp renk açarken, sonra başka bir renk sürerken, enseme kadar saçları keserken, öne perçem atarken, sonra kurutup fön çekerken ben hep kendime bakıyordum aynada. ''gerçekten değişmek istiyorum'' diye tekrarlıyordum. öyle çok şeyi gözden geçirdim ki kendim hakkında. ama sadece kendim hakkında, kimsenin etkisini katmadan.

şimdi net ve turuncu bir kafam var. şeyler tuhaf bir biçimde bulanıklığından sıyrıldı, güneş henüz ısıtmıyor ama ortaya çıktı, ve şeylerin tuhaf bir biçimde parıldamasını sağlıyor.

3 yorum:

  1. yavaş yavaş her şey değişiyor, biz fark etmeden, usul usul, gizliden gizliye, sonra aniden, apansız, höhömmm tolstoy!

    YanıtlaSil
  2. Ve o saç sana inanılmaz yakıştı.

    YanıtlaSil
  3. Emek... gerçek bir entelin izdüşümleriydi bu okuduğum belki de, satırlarında... ve kuduzdu yıldızların pipisi....

    Yaprak, ya bir turuncunun bana bu kadar iyi geleceğini bilemezdim, hiç te sevdiğim bir renk değildir ama, cidden zihnimi açtı, teşekkür ederim her daim moral destek için.

    YanıtlaSil