kendimden çok utanıyorum.
kendimi pek sevmiyorum.
kendime kızıyorum.
hep kendim demekten yoruluyorum.
bu da dağınık yatak ve jelatin kağıtları arasından itirafımdır.
27 Kasım 2009 Cuma
grandma take me home
her biriniz için olumlu ve olumsuz bayram anlamları olduğuna eminim. şeker bayramı mesela pek sempatik benim için, adından büyük ihtimal, yada küçüklüğümden eşşek kadar olana kadar hala ananem tarafından verilen mendiller ve içindeki şekerlerden dolayı..
kurban bayramı ise, eleştirmeye kalkmayacağım kadar vahşet dolu görüntüler içeren anılara sahip, en son rastladığım bir manzara karşısında ''bir daha kurban kesilirken dışarı çıkmam'' dediğimi hatırlıyorum, ki ailemde bulunmuyor bu eylemi gerçekleştiren.
en sonunda seneler içinde bayram benim için ananemin yanında geçirdiğim sayılı, huzurlu günler demek oldu. tek anlamı bu oldu hatta ki çok memnunum bu anlamdan dolayı. bu sabah tost ve çay kokuları ile uyanırken ve kalkıp onun pembe yanaklarını öperken, bir kez daha bu geleneksel durum için minnet duydum. saçmasapan kişiler ve anlamsız durumlar içinde geçen haftalardan sonra, tamamen gerçek bir sevgi yumağına dönmek hep çok güzeldir. şimdi ananemin terapisine giriyorum.
kurban bayramı ise, eleştirmeye kalkmayacağım kadar vahşet dolu görüntüler içeren anılara sahip, en son rastladığım bir manzara karşısında ''bir daha kurban kesilirken dışarı çıkmam'' dediğimi hatırlıyorum, ki ailemde bulunmuyor bu eylemi gerçekleştiren.
en sonunda seneler içinde bayram benim için ananemin yanında geçirdiğim sayılı, huzurlu günler demek oldu. tek anlamı bu oldu hatta ki çok memnunum bu anlamdan dolayı. bu sabah tost ve çay kokuları ile uyanırken ve kalkıp onun pembe yanaklarını öperken, bir kez daha bu geleneksel durum için minnet duydum. saçmasapan kişiler ve anlamsız durumlar içinde geçen haftalardan sonra, tamamen gerçek bir sevgi yumağına dönmek hep çok güzeldir. şimdi ananemin terapisine giriyorum.
25 Kasım 2009 Çarşamba
aaargh!

karnım ağrıyor. kavga etmek istiyorum. çikolata, dürüm, spagetti, sufle, pizza ve domates çorbası istiyorum. geçmişi didikleyip kalbimi kıran her durumu tekrar tekrar yaşayıp acı çekmek ve çektirmek istiyorum. çok ilgilenilmek, ilgiden bunalmak, başımdan savmak istiyorum. ağlamak da istiyorum biraz. pms.. sevmiyorum seni.
22 Kasım 2009 Pazar
iyi ki..
20 Kasım 2009 Cuma
17 Kasım 2009 Salı
14 Kasım 2009 Cumartesi
13 Kasım 2009 Cuma
yaklaşmakta olan
-bugünlerde her zamankinden çok küfür ediyorum. en çok ta içimden, dışımdan ettiklerimden beter.
-demin ''when harry met sally'' yi izledim. sanırım gezegende bu filmi izleyen son insanım, ama nasılsa izleyince severim diye ihmal etmiştim bunca yıl. uzun bir yazı yazmaya karar vermiştim izlerken, sonra vazgeçtim.
-bugünlerde yalan da söylüyorum ben. en çok dışımdan. içimden de oluyor.
-yaklaşmakta olan, yüksek sesli, dürüst bir yüzleşme varsa minnet duyacağım.
-havalar da bir tuhaf dikkat edin kendinize. yada etmeyin, saçıp savurun. ben bakmıyorum.
-demin ''when harry met sally'' yi izledim. sanırım gezegende bu filmi izleyen son insanım, ama nasılsa izleyince severim diye ihmal etmiştim bunca yıl. uzun bir yazı yazmaya karar vermiştim izlerken, sonra vazgeçtim.
-bugünlerde yalan da söylüyorum ben. en çok dışımdan. içimden de oluyor.
-yaklaşmakta olan, yüksek sesli, dürüst bir yüzleşme varsa minnet duyacağım.
-havalar da bir tuhaf dikkat edin kendinize. yada etmeyin, saçıp savurun. ben bakmıyorum.
9 Kasım 2009 Pazartesi
ne ala?
çocukken de çok sorumsuzdum. yazılılara son geceye kadar değil, önceki dersin teneffüsüne kadar çalışmazdım.
şimdi de vizelerimden bir gece öncesine kadar her türlü saçmasapan şeyle uğraşıp, gezinip, uyuyup, son gece de oturup hissizce film izliyorum.
bir şekilde bulunduğum yere geldim ki bir sene hariç pek bir çabam da olmadı.
daha ne kadar böyle ilerlerim kestiremiyorum.
ama hala insanların sorumlu hissettiği durumlara karşı, ben en ufak bir sorumluluk, bağlılık ve saygı hissetmiyorum.
çok fena defolarımdan biridir, bu da pazartesi itirafıdır.
şimdi de vizelerimden bir gece öncesine kadar her türlü saçmasapan şeyle uğraşıp, gezinip, uyuyup, son gece de oturup hissizce film izliyorum.
bir şekilde bulunduğum yere geldim ki bir sene hariç pek bir çabam da olmadı.
daha ne kadar böyle ilerlerim kestiremiyorum.
ama hala insanların sorumlu hissettiği durumlara karşı, ben en ufak bir sorumluluk, bağlılık ve saygı hissetmiyorum.
çok fena defolarımdan biridir, bu da pazartesi itirafıdır.
5 Kasım 2009 Perşembe
gayet net
birisi üzüldüğü zaman keyfin yerine geliyorsa, pek iyi biri değilsin sen.
kimin, nasıl ve neden olduğu çok mühim değil. parantezler de yok.
aslında hiçbirşey karmaşık değil.
birisi üzüldüğü zaman keyfin yerine geliyorsa,
ciddi sorunların var.
kimin, nasıl ve neden olduğu çok mühim değil. parantezler de yok.
aslında hiçbirşey karmaşık değil.
birisi üzüldüğü zaman keyfin yerine geliyorsa,
ciddi sorunların var.
metpamidoholic
24 yıldır hiçbirşeyden çekmedim, geçmeyen mide bulantılarımdan çektiğim kadar. hatta bazen midemin hiç bulanmadığı zamanları düşünüp hatırlayamıyorum. bazen de tüm gün gayet sakin bir midem varken, yanımdaki bir laf ediyor, ve içimdeki çamaşır makinesi anında haldır huldur çalışmaya başlıyor ''zoii zoii zoii..'' diye.. o laf içimde ufak bir tornado şeklinde boğazıma yükselirken, aklımdan bin türlü görüntü ve kırık anı geçiyor, yüzümün rengi atıyor. ağzımdansa çıka çıka ''yok birşeyim, iyiyim'' çıkıyor.
sonra da çok sevdiğim filmlerden biriyle bir daha izlememek üzere vedalaşıyorum. neyseki geçen haftasonu izlemiştim keyfini çıkararak, gerinerek. birgün aşmam gereken ne çok şeyim oldu kısacık bir zamanda.
sonra da çok sevdiğim filmlerden biriyle bir daha izlememek üzere vedalaşıyorum. neyseki geçen haftasonu izlemiştim keyfini çıkararak, gerinerek. birgün aşmam gereken ne çok şeyim oldu kısacık bir zamanda.
pro..je!
ve işte tüyler diken diken, gözler uykulu, kahve fincanı yarı dolu.
tek kelime yeterli çarşamba gecesini özetlemeye, proje.
radyo eksen fonda güzel güzel takılıyor. ben ertesi güne yetişmekte direnen maketimle uğraşıyorum. kafamda ''yapılacaklar ama henüz yeltenilmemişler'' listesi. bu daha ilk vize tesellisi. bir de uyuma isteği ama hiç uykum olmadığı halde, şımarıkça bir uyku basıyor. mutfağa gidip elim kolum yiyecek dolu geri dönüyorum maketin başına.
son geceye bırakmadığım bir proje hiç olmadı. ama okul bitmeden bir tane projemi önceden yapıp çarşamba gecesini kuş tüyü hafifliğinde geçirmek istiyorum mutlaka.
tek kelime yeterli çarşamba gecesini özetlemeye, proje.
radyo eksen fonda güzel güzel takılıyor. ben ertesi güne yetişmekte direnen maketimle uğraşıyorum. kafamda ''yapılacaklar ama henüz yeltenilmemişler'' listesi. bu daha ilk vize tesellisi. bir de uyuma isteği ama hiç uykum olmadığı halde, şımarıkça bir uyku basıyor. mutfağa gidip elim kolum yiyecek dolu geri dönüyorum maketin başına.
son geceye bırakmadığım bir proje hiç olmadı. ama okul bitmeden bir tane projemi önceden yapıp çarşamba gecesini kuş tüyü hafifliğinde geçirmek istiyorum mutlaka.
kenardan kenardan
kendinizi en son ne zaman gerçek bir hayat hikayesini yaşıyor gibi hissettiniz? kendinizi en son ne zaman yardımcı kadın/erkek oyuncu gibi değil de, tüm hikayenin çevresinde döndüğü başrol olarak buldunuz? hayat en son ne zaman bir size güzeldi, diğerleri seyirciydi?
ben sinema salonunda film oynarken, kenardan kenardan yürüyüp çıkışa ilerlediğimi hissediyorum.
ben sinema salonunda film oynarken, kenardan kenardan yürüyüp çıkışa ilerlediğimi hissediyorum.
1 Kasım 2009 Pazar
these days, these days

Hiç sevmediğim 70ler insanlarından Nico, afet kadın, suratsız kadın, Jim Morrison'dan Andy Warhol'a hepsini parmağında oynatan kadın..
These Days'i dinlerken bu gece, o kadar sevdim ki bu fazla güzel, fazla bunalmış kadını. keşke burdan hepinize dinletebilsem, pazar melankolinize eşlik etse.
Royal Tenenbaums'da siyah göz kaleminin arkasından aşık olduğu üvey kardeşine ağır adımlarla ilerlerken Margot Tenenbaum, fonda çalan şarkıdır ayrıca.
bir kuple sivuple vereyim bari;
I don't do too much talking
These days, these days.
These days I seem to think a lot
About the things that I forgot to do
And all the times I had the chance to.
new deviation
-yeni oyuncağım deviant'la iki gündür oynamaktayım. ama şerif bana sayfa açarken aklımıza karizmatik bir nickname gelmediğinden, gayet ciddi isim ve soyaddan oluşuyor benim sayfam. deli gönül isterdi ki bir 62bunny bir marla-glass bir eklisiaa gibi çarpıcı isimler.. ama yok, sanki evrak çantalı ve döpiyesli bir sayfam var benim :/
-en çok istediğim şey ''thanks for the fav'' demek, bunu dediğim an kendimi gerçek bir deviant gibi hissedeceğim, ''that's f*cking awesome dude!'' kalıbını ise şerife hemen cümle içinde kullandık girer girmez.
-kış geldi çok mutluyum, gün ortasında azıcık güneş çıkarsa çevremdekiler gülümseyecek, gerinecek ben de kahvemi içerken onların polyannalığına gülümseyeceğim.
-ideal cumartesi: şeker yanak, onun güzeller güzeli kedisi, onun uykulu sevgilisi, projelerle uğraşmak, projelerle uğraşmaktan vazgeçmek... işte benim için biraraya gelmesi yeterli unsurlar, hava da soğuk daha ne isterim.
-üstüste ''relator'' dinleyip Scarlett'in komik sesine alışmak.
29 Ekim 2009 Perşembe
hmm..
çok büyük ikilemdeyim dostlarım. yaklaşık 5 yıldır bir deviantart sayfam olması yada olmaması arasında gidip geliyorum. an geliyor bunun kariyerimde dönüm noktası olacak devasa bir adım olduğunu düşünüyor, an geliyor ''deviant ayağa düştü yeeaa'' diyen ortam seslerine ''hıhı.. cidden öyle'' diye kafa sallıyorum.
genellikle, moda olan ne varsa, çok geç ilgilenirim.
genellikle, moda olan ne varsa, çok geç ilgilenirim.
iyi böyle
geldi yine grimavi. gökyüzünden başladı yayılmaya, içimin her köşesine kadar.
devrik cümleler, iç çekmeler, neyin var'lar ve yok birşey'ler zamanı.
her tepki makul.
devrik cümleler, iç çekmeler, neyin var'lar ve yok birşey'ler zamanı.
her tepki makul.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



