Bu ''tumblr kızları'' ne zaman ve nasıl bu kadar arttı? Neden hepsi aynı görünüyor incelerken? Hiç yazmadıkları, hiç okumadıkları halde (aksi inanın anlaşılır) neden hepsinin evinde daktilo var ve daktilo şeridi bile olmayan, soft renklerde masalı fotoğraflar, ağzı hafif aralık ve boş, baygın bakışlı selfie'ler, yüksek bel gri bir şey ve üstüne göbeği açık, kapalı yakalı beyaz bir şey'li vücut kesitleri sergiliyorlar, neden hepsi daha 20 yaşında fakat varoluşsal acılar ve kederler çekiyormuş gibi kıvranıyorlar sürekli fakat aynı anda bir o kadar da hafif ve tasasız görünmeleri?
Kasketler güneşten korunmak için değil mi, neden ters takıldılar düz saçlarınıza ve o kapkalın altın zincirle sıkılmıyor musunuz? iki burun deliğiniz arasında incecik bir halka, boğaları özellikle çok mu seversiniz ve içselleştirirsiniz? Cihangir dışında nefes alamıyorsunuz fakat neden ve nasıl o kalabalık sizin anksiyetenizi (pek çok rastlıyorum bu kıymetli rahatsızlığa) tetiklemiyor mu ve ben neden sizin tüm vaktinizi geçirdiğiniz o cafe ve bistro'larda yarım saat bile oturamıyorum kaygıdan, stresten? Ekose gömleğinizi belinize bağlamak için çok sıcak değil mi hava ya da neden hep siyah-kırmızı ekose oluyor gömleğiniz, yeşil-pembe ya da sarı-gri olmuyor mu? Hepiniz nasıl da bu kadar minimalleştiniz hiç çoğalmadan ve artmadan ne güzel sadeleşmişsiniz, bana bu dümdüz, saf, bembeyaz kompozisyonlarınızı anlatın, hiç mi daralmadınız bu boşluktan? Aynı oranda tekno, ambians, indie dinlemeyi ve mainstream olandan bu kadar uzak durup, başlı başına bir mainstream yaratmayı nasıl başardınız, hem de ilgi duyduğunuz her alanda? Göbeğiniz sürekli açık gezmenize cidden takıldım, üşütmüyor musunuz ya da rahatsız?
Sanki bir ressam gelmiş, ısrarcı üslubuyla 18-23 yaş arası kızları önüne dizmiş de boyamış, giydirmiş, şekillendirmiş. Pek anlamadan, hoşlanmadan, epey de yaşlı ve huysuz hissederek izliyorum. Biz birbirimize hiç benzemezdik. Kendimize benzemek için ise çok çaba gösterdik. Hala da... Neyse ki.
drama queen saçmalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
drama queen saçmalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Eylül 2015 Pazar
7 Eylül 2011 Çarşamba
bu geceyi çıkarabileceğimi sanmıyorum.
o kadar sevgisiz, nemrut, alıngan ve ezik bir ruh halindeyim ki. dün gece buralara kollarımdan çiçekler serperek yazdığım ''herşey harika olacak, muhteşem resimler yapacağım, sevgilime tapıyorum'' konseptli yazı çok gerilerde kaldı. acı acı gülerek sildim zaten.
bugün telefon bir kez çaldı, o da sabahın köründe ''ben çok mutluyum, dünyanın en güzel yerinde sevgilimleyim, beter ol'' demek için aramış hasan'ın telefonuydu. zaten ondan sonra telefonun sesini kapadım. ben bugün sevilmeyecektim.
güzel bulduğum kızlara bakıyorum facebooktan. tanrım ne kadar güzeller. o kadar güzel olunmaz ki. onları güzel bulmayı çok seviyorum. bu dünyaya tek gelme amacım onları güzel bulmak sanki.
bir de kafasına meteor düşse üzülmeyeceğim insanlar var. onlara da bakıyorum. onlara bakmasam da onları görüyorum. onlar da benim kafama meteor düşsün istiyor. böylece geçinip gidiyoruz.
size ne kadar mutsuz ve yalnız olduğumu söylemiş miydim?
bugün telefon bir kez çaldı, o da sabahın köründe ''ben çok mutluyum, dünyanın en güzel yerinde sevgilimleyim, beter ol'' demek için aramış hasan'ın telefonuydu. zaten ondan sonra telefonun sesini kapadım. ben bugün sevilmeyecektim.
güzel bulduğum kızlara bakıyorum facebooktan. tanrım ne kadar güzeller. o kadar güzel olunmaz ki. onları güzel bulmayı çok seviyorum. bu dünyaya tek gelme amacım onları güzel bulmak sanki.
bir de kafasına meteor düşse üzülmeyeceğim insanlar var. onlara da bakıyorum. onlara bakmasam da onları görüyorum. onlar da benim kafama meteor düşsün istiyor. böylece geçinip gidiyoruz.
size ne kadar mutsuz ve yalnız olduğumu söylemiş miydim?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
